Covid 19 eminiz ki herkesi etkiledi ancak yine eminiz ki herkesi eşit derecede etkilemedi. Gençler virüsün etkisini yaşlılara oranla daha çabuk atlatırken yaşlı kayıplarımız hızla artmaya devam ediyor. Ekonomik gücü yüksek olanlar bunalımın etkilerini günlük yaşantılarında çok fazla hissetmezken aynı şey yoksul kesim için geçerli olmadı. Dünya Bankasının son tahminleri gösteriyor ki dünya genelinde günde 1.90 dolardan az para kazanan yani yoksul olarak adlandırılanların sayısı bu yıl 70 ila 100 milyon arasını bulacağı şeklinde. Birleşmiş Milletler ise bu kriter arasına su, yemek, barınma gibi ihtiyaçların karşılanmasını da ekleyerek yoksulluğun 240 ila 490 arasını bulacağı bir rakamdan bahsetmekte.
Peki bu veriler ne demek?
Bu veriler 10 yıllık yoksullukla mücadelede atılan her adımın hiçe sayılması demek. Eğer yakın zamanlarda aşı bulunursa, ekonominin düzelmeye başlayacağını da hemen hemen herkes biliyor. Ancak dünya geneline dağıtımı yapılabilecek bir aşının geliştirilip dağıtımının yapılması uzun yıllar sürebilir. Peki yoksulların bunu bekleyebilecek vakitleri var mı? O zamana kadar özellikle az ve yetersiz beslenmek zorunda kalan çocukların hem beden hem de zihin gelişimi etkilenmiş olmayacak mı?
Bir de zengin ülkelerin hükümetlerine bakalım. Bu ülkeler gayri safi yurtiçi hasılatının yüzde 10'undan fazlasını ekonomik bunalım hususundaki mücadele için harcadı bile. Ancak bu, diğer ülkeler için geçerli değil. Ülkelerin gelişmekte olan ekonomileri yalnızca GSYİH'nin yüzde 3'ünü kullanabiliyorken ekonomisi en kötü ve en fakir sayılabilecek ülkeler için bu rakam yüzde 1 olmakta. Güvenlik duvarı yok ya da fazlasıyla zayıf. Bu ülkelerin hükümetleri kendi vatandaşlarına sadece kişi başı toplamda 4 dolarlık sosyal yardım yapabiliyor.
Peki ne yapılmalı?
Bağış yapabilecek kapasitesi bulunanlar derhal bu duruma el koymalı ve yardım etmeli. Çünkü Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası para yardımını artırsa dahi Küresel Kalkınma Merkezine göre yardımların sadece yüzde 31'i fakir ülkelere ulaştı.
Öte yandan, yoksul ülkelerdeki hükümetlerin paralarını her zamankinden çok daha dikkatli şekilde harcaması gerekiyor. Mesela duruma şöyle bakalım:
Meksika kriz oluştuğunda beri yeni bir sosyal yardım oluşturmadı. Ancak ülkenin en büyük petrol şirketi olan Pemex'e büyük bir yardımda bulundu. Hindistan ise kömür madenlerine para akıtıyor. G. Afrika sürekli para kaybetmekte olan hava şirketine yardım etmeye devam ediyor. Kısaca, boşa harcanıyor. G. Afrikalı araştırmacılar corona ile mücadele olarak isimlendirilen ve değeri neredeyse 300 milyon doları bulan anlaşmaların yolsuzluk taşıdığı üzerinde duruyor. Nijerya sağlık bakanlığı her birinin değeri sözde 50 doların üzerinde olan maskeler satın aldı.
Yoksullara yardım etmenin yolu anlayacağınız parayı direkt vermek. Bu çözüm, yolsuzluğa açık kapı bırakmıyor. Ceplerinde ekstra biraz parayla insanlar çocuklarını doyurup okula gönderebilecekler. Ellerindeki araçları satmayacak ve onlardan ilerde para kazanmaya devam edebilecekler. Brezilya buna en iyi örnek. Başkan Bolsonaro, Covid-19'u ciddiye almamasına rağmen yoksulluk seviyeleri düşüş göstermekte. Hükümet, vatandaşlarına aylık neredeyse 120 dolar yardımda bulunuyor.
Siyasetçiler yaşadığımız bu krizde zor olan tüm kararlarını çabuk almalı. Gelecekle ilgili çok şey belirsizken üstelik işin içinde sağlık varken hata yapılması kaçınılmaz oluyor. Ancak hu hatalar her zaman hoş görülemeyebiliyor. Hindistan buna en büyük örnek. Ani karantina kararı veren Hindistan, milyonlarca göçmen işçiyi köye göndermiş ve virüsün yayılma hızını artırmıştı. Evlerinden rahatlıkla kararlar alan siyasetçilerin gerçek hayatı anlamak adına biraz daha fazla düşünmeleri ve biraz daha fazla empati kurmaları gerekiyor. Alınan kararlar özellikle bunalımı yüksel derecede yaşayan yoksul kesim için eziyet olmamalı.