Ormanlarımız yanarken onları söndürmekte güçlük çekiyoruz. Bu süreç içerisinde devlet ve hükümetin yer yer eksik kaldığı konular ortaya çıkarken bedelini ödeyen de doğamız ve insanımız oluyor.

Yangın yerlerinde bulunamayan ve yardım etmek isteyen vatandaşlar sosyal medyadan seslerini duyurmak isteyerek “Help Turkey” adı altında global bir yardım çağrısında bulunarak havadan destek talep ettiler. Bu talep başta hükümet olmak üzere bir kesimi oldukça rahatsız etti. Gerek televizyon programlarında gerek basında ve sosyal medyada bu çağrılar için “propaganda” dendi.  Yapılan çağrıların Türkiye’yi kötü gösterdiği, küçük duruma soktuğu, organize bir iş olduğu ve arkasında terör örgütü bulunduğu şeklinde yorumlandı. 

Türkiye’nin içinde bulunduğu sözde güç gösterisini bu vahşetten çok daha önce tuttular.

“Can kaybının olmadığını” söyleyenler peki?

Cayır cayır yanan kuşlarımızı, tavşanlarımızı, köpeklerimizi candan saymadı. İnsanların evleri yok olurken “krediyle ev sahibi yapacağız, evi yanmayanlar keşke benimki de yansaydı diyecekler” dendi.

Konuyla ilgili Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek yangınların daha hızlı söndürülmesi için uçak ve helikopter desteğinin önemine vurguda bulunurken İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili İsmail Tatlıoğlu, partisinin TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırdığını belirtti. Türkiye İşçi Partisi milletvekilleri, TBMM’de düzenlemiş oldukları basın toplantısında “vakit tatil vakti değildir, TBMM’nin göreve başlaması için acil çağrı yapıyoruz” ifadelerini kullanarak 1 Ekim’e kadar tatile giren TBMM’yi göreve çağırdı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, “Bu yangınlar komşumuz Yunanistan’da da çıktı fakat İstanbul’un nüfusunun yarısı kadar olan, on yıl önce iflasın eşiğine gelen Yunanistan, yangını kontrol altına alabildi. Hani nerede bizim uçaklarımız? Nerede yerli ve milli helikopterlerimiz?” şeklinde açıklama yaptı.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç yayımladığı bir açıklama ile yetkililerin çelişen ifadelerini ve beyanlarını uçak ve buna benzer envanterler konusundaki tartışmalarını örnek vererek afetle mücadelede iletişim konusunda zayıf kalındığını belirterek, Cumhurbaşkanı’na bu süreçte ihmal olup olmadığına dair Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirme çağrısında bulundu.

Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya, “Bizim gerçekten hava gücümüz iyi ama bu tür destek vermek isteyen ülkeleri de kıramıyoruz. Bu yardım taleplerini geri çevirmek diplomatik olarak da doğru değil zaten” şeklinde açıklama yaptı.

Özkaya’nın açıklamalarına göre, İran’dan 1 uçak ve helikopter, Azerbaycan’dan 1 helikopter ve 53 araçlık bir kara ekibi, Ukrayna’dan 3 uçak, Rusya’dan da 5 uçak ve 3 helikopter söndürme çalışmalarına katıldı. Son olarak ise İspanya’dan gelen 2 uçak Dalaman’a ulaştı.


Cevaplar aramaktan, karşı tarafa argüman üretmeye çalışmaktan karşımızdakini anlamaya çalışmayı unuttuk. Yaşanan bu düzensizlikte kendimizi unuttuk. Belki de insanlığımızı. Toplum olarak biz bu hale nasıl geldik? Ormanlarımızla birlikte insanlığımızı da ateşe veriyoruz.

Canlının, insanın, yaşamın her şeyden önce geldiğini unutuyoruz.

Sürekli ötekileştiren, biz ve onlar ayrımını yapan bireyler haline geliyoruz. Kenetlenmemiz gereken bir dönemde dahi daha da uzaklaşıyoruz. 

Toplumca bir olarak var olmaktan uzaklaşıp, siyasetin, çatışmaların ve kibirlerin arasında kaybolup gidiyoruz.

Ve olan da bu ülkeye, insanına, canlısına ve ağacına oluyor.

Biz ve siz derken olan hepimize oluyor.