ABD’nin 11 Eylül günü askeri varlığını sonlandıracağını duyurduğu fakat daha önce çekildiği Afganistan’da çatışmalar şiddetlenmeye başlarken radikal dinci örgüt olan Taliban bu süreçte güç kazanmaya devam ediyor. Hükümet güçleriyle çatışması devam eden Taliban, birçok bölgede Afganistan ordusuna silah bıraktırmaya başladı.

Geçtiğimiz hafta Nimroz Zaranj şehri ile Şibirgan şehirlerini ele geçiren Taliban, bölgenin kuzeye açılan kapısı olarak adlandırılan ve büyük önem verilen “Kunduz” şehrinin de kontrolünü ele alırken örgütün bölge halkı üzerinde büyük bir korku yarattığı belirtildi. 

Peki neden Taliban için bu bölge bu denli önemli?

Bunlardan biri Tacikistan sınırındaki şehrin kontrol edilmesinin bölgedeki en önemli eroin kaçakçılığı rotasının da kontrol edilmesi anlamına gelirken bir diğer neden ise 2001’den önce dinci örgütün güçlü olduğu yerlerden biri olması nedeniyle Taliban için sembolik bir önem sahip.

Örgüt hızlı bir şekilde ilerlerken Afganistan Savunma Bakanlığından sözcü Fawad Aman, geçtiğimiz hafta BD’nin B-52 Stratofortress bombardıman uçaklarının Şibirgan’daki Taliban mevzilerini bombaladığını ve örgütün güç kaybına uğradığını söyledi.

ABD Başkanı Biden, askeri güçlerinin Afganistan’dan çekilmiş olmasına karşılık insani yardım ve hava desteklerinin süreceğini belirtmişti. Daha önce Times gazetesi de buna bezer bir haber yapmıştı.
 
Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu Başkanı Deborah Lyons, Taliban'ın son dönemde büyük şehirleri hedef alan saldırılarının Suriye ve Balkan savaşlarını anımsattığını, Afganistan’ın tehlikeli bir dönüm noktasında olduğunu, çatışmalarda insan hakları ihlallerinin artığını, sadece temmuz ayında binden fazla kişinin öldüğünü ve son 2 haftada yüzün üstünde sivilin hayatını kaybettiğin ve 400'den fazla kişinin de yaralandığını belirtti.
 
Lyons, son yıllarda hem Afganistan hükümetinin hem de uluslararası toplumun barışı için Taliban'la birçok görüşme yaptığını ve bir uzlaşı beklenirken daha büyük kayıplar yaşandığını hatırlatarak büyükelçileri ülkedeki kötü giden durumu ele alarak değerlendirmeye çağırdı. Lyons, “Güvenlik Konseyi, şehirlere yönelik saldırıların artık durması gerektiğine dair net bir açıklama yayınlamalı. Taliban temsilcileriyle görüşen ülkeler genel bir ateşkes konusunda ısrar etmeli.” diyerek konunun önemine vurguda bulundu. 
 
BM Büyükelçisi Ghulam M. Isaczai, Taliban'ın tek başına hareket etmediğini, ülkede IŞİD ve El Kaide dâhil 20 bine yakın yabancı militanın bulunduğunu belirtti. Bu örgütlerin üyelerinin Taliban'ın kontrolünde olan şehirler için birlikte savaştığına dair ellerinde kanıtlar olduğunu vurgulayan Isaczai, “Taliban ile bu ulusötesi terörist grupları arasındaki bağ, bugün her zamankinden daha güçlü ve kuvvetli.” dedi.
 
Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, bir süre önce IŞİD'e müsamaha göstermeyeceklerini söylemiş, IŞİD'in, kontrolleri altındaki bölgelerde faaliyete geçmelerine izin vermeyeceklerini vurgulamıştı. 
 
Bu arada Afganistan’ın medya ve bilgi merkezi direktörü Dawa Khan Menapal, Kabil’de Taliban tarafından düzenlenen suikastla öldürüldü. Savunma Bakanı’nın evini hedef alan bir saldırı düzenleyen Taliban, hükümetten isimleri hedef almaya devam edeceğine dair de bir açıklama yapmıştı.
 
Türkiye ve ABD, Kabil Havalimanı’nın güvenliğini Türkiye’nin askeri güçlerinin sağlaması konusunda hemfikir olduklarını açıklamıştı. Fakat Taliban 11 Eylül’den sonra ülkede kalacak tüm yabancı güçleri hedef alacaklarını belirtmişti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Taliban ile bu konuyu görüşeceklerini belirtmiş, Türkiye’nin onun inancı ile alakalı herhangi ters bir yanı olmadığını bu nedenle de bu konuları daha iyi görüşeceklerine ve anlaşabileceklerine ihtimal verdiğini söylemişti.