Türk Tabipleri Birliği’nden “Türk” ifadesinin çıkarılmasının istenmesi.
Takip ettiyseniz söz konusu istekle ilgili haberlere ve söylemlere denk gelmişsinizdir. Türk Tabipleri Birliği’ni yönetenlerin de yönetim sisteminin doğru olduğunu düşünmüyorum. Belki Türk’ten nefret eden de vardır içinde… Kim bilir!
Esas meseleye gelelim. Neden bu Türk alerjisi? Neden kamuoyunun sinir uçlarına dokunan ve kabul edilemez açıklamaların yapılmaya devam etmesi?
Geçmişe bir bakalım ve yapılan açıklamaları günümüz bağlamında değerlendirelim.
“Bizim kitabımızda Türklük yok.”
“Türklük anayasadan çıkacak.” (A. Davutoğlu)
“Türklük şart değil.” (A. Gül)
“Kimse bize Türklükle gelmesin. Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız.”
“30’larda Hitler ve Stalin gibi toplumu formatlamak için bu tür uygulamalar yapılıyordu. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde çocukların içtimaya dizildiği, ırkçı sloganlar okunan metinler göremezsiniz. Bal bal demekle ağız tatlanmaz. Balı yersen ağız tatlanır, Türk’üm demekle Türk olunmaz.” ( Andımız kaldırıldıktan sonra)
“Türkçülük bölücülüktür.” ( MHP ile ittifak kurulduktan sonra iki kez söylendi)
“Bu kara, birtakım eski hastalıkların hala bünyemizde yaşadığını gösteriyor. Bize göre milletimizin en büyük ve en etkili andı İstiklal marşımızdır. İstiklal marşımız dışında bir ant tanımıyoruz, tanımayacağız.” (Danıştay’ın andımız kararı sonrası)
“Türkçülük yaparsanız, Kürtçülük yapma hakkınız doğar.”
“Dedik ki etnik milliyetçilik olmayacak. Niye? Çünkü bunlar bizi ayırıyor. Biz, kültürel milliyetçiliği ortadan kaldırdık. Niye? Bunlar bizi ayırıyor.” (Tekrarlanan İstanbul seçimleri sonrasında)
“Türk ırkı diye bir şey yok.” (Yasin Aktay)
“İktidardan önce hepimiz Türk’tük. Etnik farklılıkları bahane ederek farklı isteklerde bulunmak yasaktı. Hepimiz Türk olma zorunluluğundan kurtulduk.” (Aziz Babuşçu)
“Demokratikleşmenin büyük adımı anayasadan Türklüğü çıkarmaktır.” (Ayşenur Bahçekapılı)
“Kurtuluş felsefesi dışlayıcı bir baskıcı ulus yaklaşımı üzerine kuruldu. İşte bu yaklaşımı benimseyen Türkiye toplumunun bugün oluşturmaya çalıştığı millet artık Türkiye milletidir.” ( Mehmet Uçum “Türk milleti” kavramını değiştirmeye çalıştıklarını itiraf etmişti)
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.
Peki Türkçülüğü kalkan olarak kullananlar!
Bu Türklükle mücadele değil de ne peki?
Siyaseten de fikren de mücadele değil de ne?
İslam’ın reddetmediği milliyetçiliği günah olarak ilan edildiği ancak “kavm-i necip” diyerek Türklük karşısında Arap ırkçılığı yapılmasına ne demeli? İhvan milliyetçiliği!
Türklüğe neden bu öfke, Türklük kavgası neden hiç bitmiyor! Tabelalardan TC ibaresi, Türk’üm diye başlayan andımızın kaldırılması ne niceleri…
Söz konusu meslek kuruluşlarının kamuoyu vicdanında mahkum edilmiş bazı açıklama ve tavırlar bahane edilerek ülkeye ve ulusa olan aidiyetlerin ortadan kaldırılma çabası!
Bunun bir adım sonrası nedir sizce?
Farklı yapı ve adlarla, azınlıklara ve etnisitelere ait meslek kurum ve kuruluşların açılmasıdır.
Türk ve Türkiye adının kaldırılmaya ve silinmeye çalışılmak istenmesinin arkasında yatan sebep budur.
Ahmet Yesevi’ye “Kendinizi nasıl tanımlarsınız?” diye sormuşlar.
Yesevi; “Ben önce Türk’üm sonra Müslümanım” demiş
Neden diye sorduklarında ise şöyle bir yanıt almışlar:
“Türklük, Allah’ın bazı kullarına doğumla bahşettiği bir kaderdir. Müslümanlık ise bir tercihtir. Bu sebepten ben önce Türk’üm sonra ise Müslümanım.
Soruyu yanıt ile bağlamaya ne dersiniz?