Amerika Adalet Bakanlığı Google’a dava açmak için hazırlanıyor. Bu dava 1998 yılında Adalet Bakanlığı’nın Microsoft’a açtığı davadan beri açılması planlanan en büyük teknoloji davası olacak. Başsavcı William Barr, Google’ı Trump hükümetini kullanıcıları manipüle ederek desteklemekte olduğunu savunmakta.
Tüm siyasi beklenti ve tepkilere rağmen bu dava Google’ın katili olmayacak. Dava içeriğine katkıda bulunmak adına az sayıda eyaletin katılma olasılığı var. Google’ın reklam verme ve kendini pazarlama gibi faaliyetleri çok büyük bir ihtimalle hedeflenmiyor. Dava süreci aslında Google’ın dikkatini dağıtmak üzerine kurulu. Çünkü bu süreç yıllarca devam edecek belli. Ancak Joe Biden yönetiminde bile mahkemenin sonucu ne olursa olsun çabuk unutulacaktır.
Google davası tartışıladursun, çok daha geniş kapsamlı teknoloji/ internet düzenlenmekte. Siyasilerin çok büyük bir kısmı bu platformlara yalan haber yapıldıktan sonra dava açılmasının gerekli etkiyi oluşturmadığını düşünmekte. Yalan haber yapılsa bile haber çoktan yayılmış olmakla beraber suçlamalardan çoğunluk kullanıcının haberi yok. Bu nedenle çevrimiçi platformları öncesinde kısıtlamak adına ön hazırlık kuralları için hem hukukçular hem de siyasilerin geniş çaplı bir baskısı söz konusu. Bir kongre komitesi Ekim’in başında Amerika’nın rekabet yasasının nasıl güçlenmesi gerektiği konusunda 449 sayfalık bir rapor yayımlamıştı.
Rapordan günler önce AB’nin Dijital Hizmetler Yasasına dahil etmesi planlanan kuralların bir listesi sızdırılmıştı. Bu çabalar, sizce eski usul yöntemlerle karşılaştırıldığında daha başarılı olacak mı?
Demokratlardan olan David Cicilline liderliğinde yürütülen Temsilciler Meclisi tarafından ilerleyen 16 aylık bir soruşturma sonucu olan rapor, verilen tepkinin en büyük örneklerinden. Amerika’da ki kutuplaşmış siyasete rağmen teşhisin çoğu iki partili desteğe sahip. Temsilciler Meclisi üyesi Ken Buck, raporda “Apple, Amazon, Google ve Facebook2un tekel güçlerini pazara kapı bekçisi olarak nasıl kullandıklarını doğru şekilde tasvir etmekte” diyor. Tıpkı diğer Cumhuriyetçiler gibi.
Her iki tarafta müdahale edilmesi konusunda hemfikir ancak bunu nasıl yapacakları konusunda hemfikir değiller. Demokratlar, büyük teknoloji şirketlerinin ana iş kollarını diğer faaliyetlerden ayırmasını isterken, Cumhuriyetçiler bu tür önlemleri fazla müdahaleci olduğu düşüncesi ile red etmekte ve mevcut güvensizlik yasalarını değiştirmeyi öneriyorlar.
Amazon çok süre geçmeden rapora itiraz ederek “başarının yalnızca rekabete aykırı davranışın sonucu olabileceği varsayımı tamamen yanlıştır” şeklinde konuştu. Facebook ve Apple’da buna benzer açıklamalarda bulundu. Kongreden istedikleri yasayı geçirebilmek için Demokratların seçimi kazanmaktan daha fazlasına ihtiyaçları var.
AB’nin sunduğu öneriler çevrimiçi pazarlardaki büyük firmaların büyümesine izin veren ağ etkilerini zayıflatma tehlikesi bulunuyor. Örnek verilecek olursa Whatsapp gibi baskın mesajlaşma uygulamaları ondan daha küçük uygulamalardan gelen mesajları kabul etmeye zorlanabilir. Bu durumda platformla verileri rakipleriyle paylaşabilir ve piyasaya yeni giren uygulamaların önlerindeki engeller bu vesileyle kaldırılmış olur. Bu da sosyal medya uygulamalarının özelliklerini yitirmesi anlamına gelir.
Etkili kurallar oluşturmak ve bunları uygulatmak zaman alacaktır ancak yine de güvensizlik davalarından uzun sürmeyeceği kesin. Eleştirmenler teknoloji devlerinin regüle edilmemesi durumunun tarihsel bir anomali olacağını savunmakta. Daha öncesinde benzer sorunlar oluşturan bankacılık ve gıda sektörüne sert önlemler getirilmişti. Şimdi aynısı bu şirketler için yapılmalı. Kullanıcıların ise bu duruma hazır gözüktüğü çok belli. Amerikalıların neredeyse %70’inden fazlası sosyal medya platformlarının çok fazla siyasal güce sahip olmasından rahatsız. Siyasilerin halkın da arka çıktığı önlemleri almakta gecikmeyeceğini düşünüyorum.