2006 Lübnan Savaşı’ndan bu yana nispeten sakin olan Lübnan-İsrail sınırında, İran’ın desteği bulunan Hizbullah örgütü tarafından İsrail’e füze atılması ve İsrail’in misilleme çalışmaları geçen haftalarda Orta Doğu’da tansiyonu yükseltmişti. Çökmüş bir ekonomi, kıt kaynaklar, zayıf bir devlet yapısı ve Hizbullah'ın varlığıyla zor hayat şartlarına sahip Lübnan’da, örgütün İsrail sınırına attığı füzeler ve İsrail’den gelen misillemeler tepki çekti. Hem İsrail hem de Hizbullah tarafından gelen açıklamalar, yaşanan misillemelerin karşı tarafa bir mesaj olduğu, savaşma amaçlarının olmadığı yönündeydi.
İran destekli Hizbullah, Lübnan’daki zayıf yönetimden yararlanarak halka çeşitli hizmetler sunmaya devam ediyor. Bu sayede ülkede hükümetin meşruiyetini sorgularken kendi popülaritesini artırabiliyor. Aylar önce Hizbullah, örgüt tarafından çıkarılan izin belgesiyle vatandaşların indirimle alışveriş yapabileceği; Irak, İran ve Suriye menşeli ürünleri sattığı bir süpermarket zinciri açmıştı. Haziran ayında halkın bulamadığı petrol ürünlerinin İran’la anlaşma yapılarak ülkeye getirileceğine söz veren Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, bu ay Tahran’da yaptığı görüşmelerle iki ülke arası benzin ve mazotun lojistiği için anlaşmaların tamamlandığını bildirdi. Nüfusun yarısından fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkeye bu hizmetleri sunan örgüt ülkede paralel ekonomi kurarken Lübnan hükümetini de ulaştıramadığı hizmetlerden dolayı suçlayarak halkın örgüte bağlılığını artırmak üzerine strateji güdüyor.
Uluslararası olarak tanınan ve İsrail ile Lübnan sınırı olan Mavi Hat, Hizbullah ve İsrail kuvvetleri arasında Suriye gibi başka bölgelerde çatışmalar olmasına rağmen, 2006’dan bu yana sakinliğini koruyordu. Fakat geçtiğimiz haftalarda kuzey İsrail’e Lübnan’dan atılan roket, Hizbullah’ın 2006’dan bu yana ilk defa direkt olarak üstlendiği saldırı oldu. Hizbullah’ın attığı roketler İsrail basınında “sınırda değişen dinamiklerin habercisi” olarak algılandı. İsrail hükümeti, geçen ay İsrail bağlantılı petrol tankerine yapılan saldırıda İran’ı sorumlu tutmuştu. İsrail hükümet görevlisi “İran devleti sadece İsrail’in değil, dünyanın problemidir. Bu devletin davranışları denizcilik özgürlüğünü ve küresel ticareti tehlikeye atıyor.” şeklinde ifadeler kullanmıştı. İran hükümeti suçlamaları reddedip “herhangi bir maceraperestlik söz konusu olursa cevapsız bırakılmayacağı” açıklamasını yapmıştı.
Hizbullah’ın roket saldırılarına misilleme olarak, savaş uçaklarıyla Lübnan’da roket atılan noktanın vurulduğunu açıklayan Savunma Bakanı Benny Gantz, yapılan misillemenin “mesaj vermek için yapılan bir saldırı” olduğunu, daha fazlasını yapabileceklerini ama gerilimin o raddeye gelmemesini umduklarını belirtti. İsrail Hava Kuvvetleri, 2014’ten bu yana ilk defa Lübnan’ı hedef aldıklarını açıkladı.
Hizbullah’ın Lübnan’da halkın desteğini kazanmak için uyguladığı şiddet içermeyen stratejilerin aksine, İsrail’e atılan roketler, roketlerin atıldığı Dürzi köy halkının büyük tepkisine yol açtı. Roketleri, “insanların güvenliğini korumak için yerleşim yerinden uzakta, ağaçlık bir bölgeden attıklarını” savunan Hizbullah üyeleri, köy sakinleri tarafından saldırıya uğradı. Bölge halkının korkusu, İsrail’in misillemelerini kendi köylerini hedef alarak yapması. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, “roketleri atan Hizbullah olsa da olmasa da Lübnan hükümeti bu saldırılardan sorumludur” açıklamasını yaparak ve saldırıların son bulmaması hâlinde İsrail’in daha sert yanıt vereceğini vurguladı. Lübnan halkı, Hizbullah, İran ve İsrail arasında ilişkilerin sınandığı çatışmalar devam ettiği takdirde hem sınır bölgesinde hem de Lübnan’ın içinde daha büyük karışıklıklara yol açabilir.