Karabağ’da kanlı savaş sonrası iki başkentte birbirine yakın zamanlarda yelkenleri suya indirdi.
9 Kasım bildiğiniz üzere Azerbaycan’ın ulusal günü. O gün Bakü sokakları coşkuyla doldu. Büyük kalabalık şehri sarmış, şehitlerin anıtı olan Şehitler Sokağı’na akın etmişti. Halk, Azerbaycan ve Türk bayraklarına sarılıp milli marş eşliğinde liderleri İlham Aliyev’e özgüler yağdırmıştı.
Aynı gün, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da ise öfke dolu topluluk, parlamento binasını ve Başkanları Nikol Paşinyan’ın makamını basarak bu işin içinde olan herkesi kınadı.
Tüm bu olanların ve taşkınlıkların sebebi elbette ki imzalanan barış antlaşmasıydı. Rusya ve Türkiye aracılığıyla Dağlık Karabağ konusunda yaklaşık altı haftadır süren savaş sona erdirilmişti. Bir gün öncesinde Azerbaycan, Dağlık Karabağ’ın içinde stratejik bir tepe üstü kale ve Azerbaycan kültürünün beşiği olan Şuşa’ya bayrağını çekmişti. Çok zaman geçmeden Ermeni ordusu teslim oldu. Amerika basını Paşinyan’ın hem ordusu hem de ülkesini gelebilecek hiçbir hamleye hazır olmamakla eleştirmiş ve Paşinyan’ın utanması gerektiğini belirtmişti.
Anlaşma, Dağlık Karabağ’da başlayan Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana, Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişme noktasındaki çalkantılı bir bölgede yaşanan en büyük sarsıntılardan biriydi. 1988’de başkent Stepanakert’teki meydanda bir grup Ermeni çıkarak Sovyet Ermenistan ile birleşmeyi istemişti. Bu süreç, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını hızlandırmış ve Ermenistan- Azerbaycan arasındaki savaşa yol açan olayları başlatmıştı.
Dağlık Karabağ savaşı başladığı zamanlarda bir kısım Rus askerlerinin desteğiyle Ermenilerin zaferi söz konusuydu. Ermenistan Karabağ’ı ele geçirmiş ve Azerbaycan’a ait birçok komşu bölgeyi işgal etmişti. Çatışmalar bir ileri bir geri gitmiş ve çözülememişti. Sonrasında Türkiye ile Ermenistan arası sınır kapalı kalmıştı.
20 yıldan fazla topraklarını bekleyen Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çekişme 27 Eylül’de savaşa döndü. Türkiye drone ve eğitim konusunda Azerbaycan’a yardımcı oldu ve Azerbaycan topraklarının çoğunu geri aldı.
Peki savaş kaçınılmaz mıydı?
Elbette kaçınılmazdı. Azerbaycan petro-devlet statüsünde. Yıllar geçtikçe daha da zenginleşti ve kendine olan güveni arttı. Ermeniler ile ilerleme sağlayamamak onları hırslandırmıştı. Haksız da sayılmazlardı. Ancak galibiyetin sebebi Azerbaycan’ın zenginleşmesi ve güçlenmesi değildi.
Öncelikle Türkiye faktörüydü. Yani Azerbaycan’a her türlü desteği sağlama iddiasıydı.
Diğeri ise Rusya’nın Azerbaycan’ın ilerlemesine ve Türkiye’nin yardımına sesini çıkarmamış olmasıydı. Geçmişe baktığımızda Azerbaycan, Rusya’nın Ermenistan’ı savunması nedeniyle topyekûn bir saldırı başlatmaktan çekiniyordu. Ancak Putin, Türkiye ile Batı karşıtı ittifakına daha çok değer veriyordu. Rusya 2018’de Paşinyan’ı iktidara getirmenin ardından artık onların yanında yer almaya pek istekli değildi.
Anlaşmaya göre Ermenistan- Karabağ çevresinden tamamen çekilecek. Rusya beş ile gösterilen muhtemelen on yıl boyunca Karabağ’da 2.000 kişilik bir güç görevlendirecek. Ancak anlaşmada Karabağ’ın statüsü ile ilgili bir konuya değinilmedi. Çatışmalarda binlerce etnik Ermeni evlerinden kaçtı.
Açıklamalardan saatler sonra Rusya Ermenistan’ı Karabağ’a bağlayan bölgede birliklerini harekete geçirdi. Aliyev, buna yıllardır direniyordu. Ve yine, kuvvetlere karşı çatışma riskini göze almıştı.
Azerbaycan Nahcıvan’dan Hazar Denizi’nin ana parçası olan Ermenistan topraklarına ulaşımı sağlamak ve böylece Türkiye’yi Orta Asya ve Çin’in Kuşak ve Yol Girişimine bağlamak ana amaç olarak görülüyor.
Rusya, yolu kendisi kontrol edecek ancak Türk ve Çin malları boyunca seyahat edecek ve tüm taraflar da ekonomik olarak bundan fayda sağlayabilecek.
Azerbaycan ekonomi bakanı Mikayil Jabbarov’a göre bu yol tüm bölgeyi dönüştürebilecek bir güç olabileceği gibi barış anlaşmasının temel unsuru haline de gelebilir düşüncesinde.