Birkaç hafta önce Türk Lirasının tarihinin en düşük değerlerine ulaşarak rekor kırdığını gördük.
Merkez Bankası el üstünde, yabancı yatırımcılar yatırımlarını birer birer çekiyor, ülkenin Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak “döviz kurunun önemli olmadığını” söylüyordu. Sonrasında ise gazeteciye “Maaşınızı dolardan mı alıyorsunuz… “Ben döviz kuruyla ilgilenmiyorum”, şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. Bugün Türk Lirası nispeten bir toparlama yaşıyor, borsa yükseliyor ve bazı yetkililer enflasyonu kontrol altında tutmanın ne denli ihtiyaç olduğundan bahsediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan iki yıldan fazla ekonomiyi yönetmesi için damadı Albayrak’a güvenmiş ancak Albayrak ekonomiyi yerle bir etmişti. Bankaların büyümeyi canlandırmak adına enflasyon seviyesinin altında kredi vermeye başlamasıyla Türk Lirası dolar karşısında yüzde 40’ın üstünde değer kaybetti ve milyonlarca vatandaşın birikimleri heba edildi. Hem Merkez Bankası hem de diğer bankalar para birimini kurtarmak adına başarısız girişimlerde bulundu.
Erdoğan geçte olsa frene basarak 7 Kasım’da Merkez Bankası Başkanını görevden aldı ve yerine Albayrak’ın rakiplerinden birini getirdi. Bir gün sonra ise Albayrak istifa etti. Bu istifa karşısında liranın 20 yıldır en iyi haftalık performansı (yüzde 10’luk bir artış) oluşmuştu.
Yeni Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ve yeni Maliye Bakanı Lütfi Elvan para birimindeki istikrar için ayrıca enflasyonu tek haneye indirmek adına doğru adımlar atmanın gerekliliğinden bahsetmeye başladı.
Adalet Bakanı uzun senelerden sonra hukukun üstünlüğüne inanmaya başlamış olacak ki yargıçların Anayasa Mahkemesi kararlarına uymaları gerektiğini ve yabancı yatırımcıların ortamı yumuşatma konusunda yardımcı olmaları gerektiğine dair söylemlerde bulundu. Bakan’ın bu yaklaşımları elbette ki ekonomiyi doğrudan ilgilendirmekte. Çünkü yabancı yatırımcıların Türk ekonomisine güvenmeleri öncelikle adalet sistemine güven duymalarından geçiyor.
Salgın sebebiyle sarsılıp, küçülen ekonomimiz için yatırımcılara fazlasıyla ihtiyacımız var. Erdoğan bile artık Türkiye’nin acı bir bedel ödemek zorunda kalabileceğinden bahsediyor, tabi bu durum da “kemer sıkma” anlamına gelmekte. Faiz artımı ile buna uygun bir adım atıldı bile.
Bu durumun altında başka bir neden olduğu da konuşuluyor. O da, iktidar partisinin milletvekillerinden oluşan bir grubun şayet Albayrak istifa etmezse muhalefete sığınma tehdidinde bulunduğu. Ekonomistlerden Uğur Gürses, Erdoğan’ın ekonomi için yaptığı atılımlar ile biraz olsun nefes aldığını savundu.
Ekonominin düzgün ilerlemesi Erdoğan’ın Washington’da dostunun kaybedişi ile başa çıkmasına da yardımcı olma ihtimali yüksek. Özellikle D. Akdeniz, Suriye, Libya gibi ülkelerde Amerika’nın hoşlanmadığı gelişmelere Trump’ın sorun çıkarmayacağına güvenebilmişti.
Peki Biden?
Joe Biden’ın ülkenin başına geçmesiyle işlerin biraz daha zorlaşacağı düşünülüyor. Johns Hopkins Üniversitesi’nden Lisel Hintz “Amerika’nın artık kırmızı çizgiler çizecek olduğunu ve bunların güvenilir bir şekilde uygulanacağını” söyledi. Ankara’nın daha önce Trump tarafından sağlanan korumalarının artık söz konusu olmayacağı ve Türkiye’nin kendisini her açıdan düzene sokmak zorunda olduğu düşünülüyor.
Erdoğan, tüm bu düşüncelere rağmen muhaliflere karşı eziyet etmeye ve ulusal kurumlar üzerindeki kontrolü gevşetmeme niyetine devam ediyor. Savcılar geçtiğimiz günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Cumhurbaşkanı’nın projelerinden olan Kanal İstanbul’u eleştirmesi nedeniyle soruşturma açtı.
Peki, sizce Cumhur ittifakı işleri daha da zorlaştırır mı?
Belki de demokratik reformlar, Batılı ortaklarla ilişkileri düzeltme çabaları Erdoğan’ın koalisyon kurduğu aşırı milliyetçilerle adım atmasını zorlaştırabilir. Kurduğu ittifakı bozmadan yapacağı değişikliklerin öngörülmesi zor olabilir.
Bu nedenle Erdoğan’ın, dış ilişkilerine mi yoksa koalisyonlarına mı öncelik vereceğini belirlemesi gerekiyor. Siyasi çıkarlar mı yoksa ekonomik çıkarlar mı ilk sırada olacak? Bu dönem, Türkiye’nin yaşanan zorluklar karşısında bazı kararları tekrar alması gerektiğine işaret.