Amerika seçimlerin üzerinden yaklaşık on gün geçmesine rağmen halen seçim sonuçları ile çalkalanmakta. Joe Biden hem basın hem de Demokratlar tarafından seçimin galibi ilan edildi ve yönetim hazırlıklarına başladı ancak ülkenin bir diğer yarısı sonuçları kabul etmemekte ve hile yapıldığını düşünmekte.

İki taraf arasında da gerginlik büyürken bir taraftan da ilginç gelişmeler yaşandı. Bunlardan biri Trump’ın seneler önce başarı gösterdiği eyaletlerden olan Pennsylvania’nın kaybedilişi

Peki nasıl kaybedildi?

Geçen hafta bu köşede Pennsylvania’nın önemini yazmıştım. Bu durum Trump için başarı hikayesiydi. Bu eyalette verilen neredeyse tüm vaatler tutulmuştu. Farkın neredeyse bir milyondan 200 binlere kadar gerilediğinden bahsetmiştim. Buna rağmen Biden taraftarı basın ve medyanın, farkın ne olursa olsun değişmesinin imkansız olduğunu söylediğini…
Sonuç?

Beklenmeyen oldu Pennsylvania’da bir milyon kadar oy farkı kapandı ve Biden’a geçti. 5 Kasım’dan sonra oyların ilk üç günde kabul edilmeye devam edileceği duyurusunu hatırlarsanız. O “kabul edilse de sonucu değiştiremeyecek” denilen oylar, galibiyeti Biden’a geçirdi.

Son dakika birçok oy kayda geçirildi ve Trump’a tek bir oy yok. 

Yaşanan tüm bu tuhaf olaylar sonrası Demokrat yanlısı basın Trump’ın “kazanmayı kabul edememe, sonuçları değiştirmek için yasal bir yol denemeye çalışma, yalan ve hile suçlamalarında bulunmakta” olduğunu belirtiyor.

Hatta Amerika basının birçoğu Trump’ın kendi çevresine sonuçları kabul ettiğini iddia ediyor. Sizce bu inandırıcı mı? Trump ise “yasal yolları sayarsanız benim kazandığımı kolaylıkla göreceksiniz” diyor. Medya ise Trump’ın açmaya çalıştığı davalarını saçma görmekte ve gerçek dışı olduğunu düşünerek yargılamakta.

Son günlerde Trump’a gelen bir diğer eleştiri ise galibiyet konusundaki ısrarı nedeniyle onu diktatörlüğe yaklaştırıyor olması. Amerika basının çoğu Trump’ın açtığı davalar, Savunma Bakanlığı ve Pentagon’da yaptığı değişiklikler nedeniyle onun bir diktatöre dönüştüğünü belirtiyor.

Peki, şimdi ne olacak?

Trump’ın 2024’te tekrar adaylığını koyacağı konuşulmakta. Trump’ın yaptığı itirazların seçim sonuçlarını değiştirebilmesi eleştirmenlere göre ihtimal dahilinde bile değil. ABD basını Trump’ı  “işini yapmama” ve “boş işlerle uğraşması” ile suçlamakta.

Çarşamba günü bir basın açıklamasında muhabirin Biden’a “Trump ‘ikinci bir Trump dönemine geçiş olacak’ diyor. Buna ne diyorsunuz? sorusunu şu şekilde yanıtlamıştı: “Bizi bazılarının kabul etmemiş, edememiş olması hiçbir şekilde geçiş sürecini etkilemeyecek, değişim sürecinin temelini atıyoruz bile. Kabineyi kurmak için tartışmalar başladı“.

Birçok Cumhuriyetçi taraftar Biden’ın galibiyetini kabul etmeyi red ediyor. Bu durumu Amerika’nın alışık olduğu bir durum değil.

Trump’ın yakın zamanda görevden aldığı Savunma Bakanı Mike Esper CNN’de açıklama yaptı. Esper “Trump etrafında ona sadece ‘Evet’ diyenleri tutuyor, başka da kimseye yer yok. Devlet organlarını politize ediyor. Bir grup çalışanlar başkana hizmet ettiklerini fark ederek istifa etmeye başlamıştı zaten“ diyor.

Bunun yanı sıra Trump “en çok bakanı görev süresinde görevden alan Başkan” oldu ve bu hareketi birçok Cumhuriyetçi tarafından dahi hoş karşılanmamakta.

Biden, hafta içinde Beyaz Saray personel şefini de açıklayacağını söylemişti. Ron Klain’in en güçlü isim olduğu konuşulmakta.

Peki neden bu acele? Ülkenin bir kısmı halen sonuçları kabul etmezken ve onlarca sonuçlanmamış dava ortadayken bu adımlar neden atılıyor? Gündemin nabzı neye göre tutuluyor? “Biden kesin başkan seçildi ve kararlar vermeye başladı” havası verilmesi sizce doğru mu?

Daha da önemlisi, tüm bu yaşananlar seçimde dönen başka olayların örtbası olabilir mi?...