Türkiye, bu hafta Ekrem İmamoğlu’nun “hapis ve siyasetten men” cezalarıyla çalkalanmaya başladı.  “Hükümet istifa” sloganları İstanbul’u inletirken muhalifler “yolun sonu gözüktü” değerlendirmesinde bulundu.

Yurtdışı haber siteleri ve programlarında ise bu kararı gündemine taşımayan yayın organı neredeyse yok diyebilirim.

İmamoğlu için “Erdoğan’ın en güçlü rakibi’’ şeklinde bir görüş bildiren dış basın, ortaya çıkan mahkeme kararı için ise “seçim öncesi şaşırtmamalı’’ vurgusunda bulunuyor.

Türkiye’de yandaş olarak kabul edilen basın ise kararı meşrulaştırmaya çalışırken diğer taraftan muhalif basın olayı yerden yere vurarak tepkisini göstermeye çalışıyor.

Gördüğüm kadarıyla bu olayda en çok konuşulan isim olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bir sonraki adımının ne yönde olması gerektiği üzerine  düşünen olmadı…

Buna benzer eski olaylarda karşı taraf ya 'hükümet', ya 'Erdoğan ve hükümet' ya 'yandaş kimseler' şeklindeydi. Şu an Erdoğan’ın 'karşıda' kalan tek saf olma durumunun nadir olduğu durumlardan bir tanesinde  Türkiye siyasetinde 20 yılı aşkın süredir bulunmuş Erdoğan, işte şimdi, şu an hem dünyaya hem de Türk halkına Türkiye’nin bir “demokrasi” olduğunu göstermelidir.

Neden mi?

Demokrasileri otokrasilerden ayıran en temel özellik yönetenler gibi düşünmek değil, farklı düşünme özgürlüğüdür.

İmamoğlu’nun isyanında hedef aldığı YSK görevlileri bu durumda yönetimin yanında ve onların bir temsilcisi olarak bulunuyordu.  İmamoğlu ise hem kendisi adına hem de ve tabi ki ona oy veren seçmenlerinin adına kendisine söylenen bir sözü iade de bulunmuştu.

Peki o süreçte başka neler olmuştu?

İmamoğlu’nun kazandığı seçim iptal edilerek seçim tekrarlanmış, bu tekrar İmamoğlu'nun oyunu hem daha da yükseltmiş hem de tekrar seçilmesiyle sonuçlanmıştı.

İşte şimdi, Erdoğan aynı  hatayı tekrarlamamak için Türkiye’nin bir demokrasi olduğu çağrısıyla birlikte, karara herkesten çok daha büyük tepkiyi gösteren olmalıdır!

“Yanlışlar söylenebilmeli ki, doğrular daha iyi savunulabilsin” demelidir!

Ve aynı zamanda bunun seçime yönelik  bir hamle olmadığını göstermelidir.

İmamoğlu “işte orada haklıydı, seçimler tekrarlandığı zaman bunu gördük  ancak seçim tekrarı istemekte bizim bu bu bu sebeplerden ötürü hakkımızdı, süreçteki hataların konuşulması ve değerlendirilmesi çok iyi oldu biz de nerede durduğumuzu daha iyi anlamlandırdık… hatalı düşüncelere ya da yanlış anlaşılmalara misal vermedik!” demelidir.

Yani kısaca ters köşe yaparak demokrasi ve cumhuriyet savunuculuğunu  hem de rakip gördüklerine  bırakmayacak şekilde tutum sergilemelidir.

Şayet bu şekilde olmazsa  yaşanacaklar, o dönem seçim tekrarında yaşananlardan çok daha büyük olabilir…  20 küsur yıllık bir hikayenin sonu gibi değil mi?..