Dünyanın birçok yerinde okunan ve haftalık yayınlanan ekonomi ve siyaset dergisi Economist’in geçtiğimiz günlerdeki sayısında Erdoğan’ın “Yeni Türkiye’’şeklinde adlandırdığı İstanbul bulunuyordu.
Normal şartlarda, AKP hükümetine eleştiri yazılarının bulunduğu dergide bu kez durum daha farklı.
Modern Türkiye’nin sembolü olarak bilinen ve 1969 yılında açılan AKM’nin yarısı 1970'lerin sonuna doğru yıkılmıştı. Geri kalanı ise uzun bire ihmal edildikten sonra Erdoğan’ın direktifiyle yenilenmek için yıkıldı. Erdoğan, “AKM’yi yenileyeceğiz” deyince birçok kişi çok kötüsünü düşündü ancak durum öyle olmadı.
Yaklaşık 250 milyon dolar değerindeki merkez, geçen sene açılmıştı. Modern görünümüyle yeni AKM’yi eskisinden ayıran temel fark ise Economist’e göre “atriyumda devasa bir kürenin içine yerleştirilmiş 2000 kişilik bir opera salonu; binlerce kıpkırmızı seramikle kaplı dış kabuğu ile AKM, Taksim’in üzerinde batan güneş gibi parlıyor.’’
Atatürk’ün "en büyük eserim" dediği modern Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına yaklaşırken hazırlıklar hızını kesmeden devam ediyor. Erdoğan ülkenin en büyük şehrinde söz konusu hazırlıkları devam ettirirken dış basındaki eleştirmenlerden bazıları bu hazırlıkların Atatürk’ün mirasını kutlamak için değil de kendi mirasını pekiştirmek için olduğu konusunda değerlendirmelerde bulunuyor.
Erdoğan kendisini, yirmi yıl öncesine göre ülkenin kendisine daha çok güvendiği, bağımsız, dindar bir versiyonu olan “Yeni Türkiye”nin kurucusu olarak görüyor. Yeni Türkiye’yi dönüştürüp değiştirmek amacıyla da Erdoğan’ın kullandığı araçlardan biri mimari.
Başkanlığını yaptığı projelerin başında dünyanın en büyük havalimanı haline gelen ve yaklaşık 12 milyar dolar değerindeki İstanbul Havalimanı, İstanbul’un Asya kıyısında şehrin 100 milyon dolar değerindeki en büyük camisi. Ve tabi Ankara’da ikamet ettiği 615 milyon dolar değerindeki saray da bulunuyor. Erdoğan’ın projelerinden biri de Taksim geliyor. 1990 senesinde belediye başkanı olduğunda sözünü verdiği camiyi meydanın köşesine inşa ettiren Erdoğan, 2013 yılında meydanın parkına AVM yapılmasına kalkılınca hükümet yönetiminin en büyük protestolarıyla karşılaşmıştı (Gezi olaylarını hepimiz hatırlarız).
Caminin dışında şu an Taksim’in biraz aşağısında yer alan ve yaklaşık 2 milyar dolar değerinde Galataport bulunuyor. Economist Gezi’ye atıfta bulunarak “İronik bir şekilde o yılki bienalin odak noktası olan İstanbul’un ‘tartışmalı kentsel kamusal alanları’ artık tartışılmıyor: on yıl sonra, Erdoğan’ın vizyonu galip geldi.’’ diyor.
Kadir Has Üniversitesi İstanbul Çalışmaları Merkezi başkanı Murat Güvenç, “halkın görüşü alınmadan ve yerel halkın ihtiyaçları gözetilmeksizin çok sayıda inşaat oluyor ve binaların katları giderek yükseliyor” diyor. Yükselen binaların sonucu ise İstanbul’un yaşam endeksinde düşen puanı… Economist Intelligence Unit, bu yıl İstanbul’u Avrupa’nın en az yaşanabilir şehri seçti.
Bazı kesimlerce ortadaki fırsatlar boşa harcanıyor. Şehir planlamacılar Galataport’un şehrin “en önemli ve kapsayıcı kamusal alanlarından biri” olabileceğini düşünüyor. “Onun yerine, onu özel bir kruvaziyer limanı ve yine başka bir alışveriş merkezi projesi haline getirebilecekleri kadar inşa ettiler.”
Batı medyasının İstanbul’un güncel durumu için son sözü düşündürücü:
“İstanbul zarafetle yaşlanmıyor. 2000 yılından bu yana nüfusu 11 milyondan 16 milyona yükseldi. Şehir turistleri cezbetmeye devam edebilir. Açık bir günde, Uludağ’ın yamaçları ve parıldayan Marmara Denizi ile çevrili Ayasofya ve Sultanahmet Camii, hala büyüleyici. Ancak sakinleri için İstanbul, trafikle boğuşan kalıcı bir şantiyeye dönüştü; dünyanın arzuladığı şehirden daha az iki saatlik yolculuk. "Dünyanın en yeşil şehirleri’’ araştırmasında İstanbul son sırada yer aldı. Sayın Erdoğan’ın projeleri tamamen suçlu değil; gerçekten de yeni AKM gibi bazıları memnuniyetle karşılanacaktır. Fakat İstanbul’un alışveriş merkezlerinden veya mega camilerden daha fazla ihtiyacı olan şey nefes alacak bir alan…’’
Economist'in Son Sayısında İstanbul Gerçeği
Handan Yılmaz
Yorumlar