Hem doğalgaz hem de petrol fiyatları son günlerde hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Petrol, son bir yılda yaklaşık olarak yüzde 90 değer kazanarak rekora doğru koşuyor. Tüm dünyada yaşanan Covid’le birlikte üretim hızının düşmesi nedeniyle petrol üretimi hem ABD hem de OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü, net petrol ihraç eden ve bilinen dünya petrol rezervlerinin üçte ikisini ellerinde bulunduran 13 ülkenin oluşturduğu konfederasyon) tarafından azaltılmıştı.
Bu tablo karşısında her ne kadar OPEC, üretimi tekrar hızlandırıp Covid öncesi seviyesine getirip arzı arttırarak fiyatları tekrar düşüreceklerini belirtse de, Suudi Arabistan’ın yaptıkları gizli bir anlaşmayla üretimi yavaşlatıp, fiyatları yüksek tutarak Covid döneminde kaybettikleri yaklaşık 120 milyon doları kapamaya çalışacağı iddiaları ABD basınında haftalardır yer alıyor.
 
Peki bu durum Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
 
Doğalgaz fiyatlarının artışı, Türkiye’nin Rusya ile sabit olan doğalgaz sözleşmesi ile tüketiciye ve ülke ekonomisine olumsuz yansımayabilir. Ancak petrol fiyatları için aynı durum söz konusu olmuyor.
 
Türkiye’de bugüne kadar petrol fiyatındaki tüm dünyayı etkileyen değişiklikler tüketiciye yansımasın diye fark ÖTV’den kapatılıyordu. Yani, piyasalarda yaşanan herhangi bir kuruşluk bir artış, ÖTV’den düşülen o kuruş ile dengeli hale getiriliyordu. Geçtiğimiz dönem fiyatlar o kadar arttı ki, ÖTV bir anda sıfır oldu.


En basit haliyle, artık tüketiciye yansımamasının yolu ÖTV’den geçemez. Bu son durum ile petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş devam ederken devletin önünde iki seçenek var gibi görünüyor. Bunlardan biri, doğrudan devlet bütçesinden destek sağlanarak yani sübvanse edilerek farkın devlet tarafından kapatılması. Ancak bu, bütçe açığının daha hızlı artması ve devlet bütçesinin de buna bağlı olarak zarar görmesi anlamına geliyor.
 
Bir diğer seçenek ise, halk mağdur edilecek olsa bile, akaryakıt yani petrol fiyatlarının serbest salınıma bırakılması. Bu da fiyatın devlet kontrolünden çıkarılması ve küresel oynamalara açık hale getirilmesi anlamına geliyor.
Yani kısaca akaryakıt ve enflasyonun daha da fırlaması söz konusu.
Bu durumda ise devletin nasıl bir karar alacağı da akıllarda soru işareti olarak kalmakta. Halk mağdur edilmeyip devlet bütçesi zora mı sokulacak yoksa akaryakıt fiyatları küresel market değişikliklerine karşı duyarlı bir hale mi getirilecek?