Son zamanlarda terörizmle alakalı çok farklı bir gündem oluşmaya başladı. Bilhassa akademik çevreler, terörizm konusuna medyanın yanlış yaklaşması sebebiyle siyasileri yanlış yönlendikleri ve bu nedenle de “çözüm yerine başka sorunlar ürettiklerini” belirtiyor. Söz konusu yanlışların en başında, teröristlerin ne söylediğini anlamamak geldiği vurgulanıyor. “Açlığı bitirin terörizm bitsin” veya “eğitimi yaygınlaştırın terör azalsın” gibi aslında çok içi boş sözler.
Neden mi?
Örneğin, El-Kaide’nin kurucusu Obama bin Laden’in ülkenin en zengin ailesinden geldiğini ve ve aynı zamanda bir üniversite öğrencisi olduğunu kaç kişi biliyor? Ya da IŞİD’e yaklaşık 90 farklı ülkeden insanların katılmak ve Suriye’ye uçmak için akın akın harekete geçtiğini? Üstelik bu ülkelere Kanada, Amerika ve Norveç gibi kuzey ülkeleri de dahil. Eğitimini alan gençler, farklı bir durumun parçası haline gelmek istemesi sebebiyle bu örgütlere katılmaya gidiyorlar. Peki gelelim şimdi asıl soruya.
Bu gençler eğitimsiz miydi ya da yoksul muydu?
Araştırmalara bakıldığında, teröristlerin “rahatsız edici şekilde normal” olduğu belirtilirken, terör örgütlerine katılmada en baskın gelen etkenin “yalnız hissetme, toplumdan uzaklaşma” olduğu vurgulanıyor. Özellikle de ergenlik çağındaki gençler, yalnız ve soyut hissetmekten ileri gelen problemlerle yüzleşme esnasında bu profile büründüğünde aslında bir bakıma teröre yatkınlığı olduğu şeklinde değerlendiriliyor.
Teröristlerin ne yapmak istediği konusunda yanlış bir algı ya da tutum ayrıca yüzeysel olarak onları ‘”cahil, gaddar ve maddi yokluk içerisinde” nitelendirmenin sonucunu tüm dünya gibi yıllardır terörle mücadele eden Türkiye’de yaşıyor.
Hem dini örgütler, hem de milliyetçi olanlar çoğu zaman bu görünen özelliklerini çok daha başka ideolojilere hizmet etmek için “araç” olarak kullanabiliyor.
Bence düşünmekte yarar var…
Terörizm Konusuna Nasıl Yaklaşılmalı?
Handan Yılmaz
Yorumlar