Avrupa Adalet Divanı, Macaristan hakkında bir karar daha alarak ülkenin 2018 yılında yürürlüğe koyduğu Stop Soros yasasının Avrupa Birliği yasalarına ters olduğuna dair hüküm verdi.
Macaristan'ın göçmenlerin sığınma talebinde bulunmasına yardımcı olanların eylemlerini suç sayması hususunda Avrupa Birliği yasalarına aykırı olduğunu belirten söz konusu kararda Macaristan'ın üye ülke olmasına dair yükümlülüklerini yerine getirmediği açıklandı. Avrupa Birliği yasalarına göre göçün kaynağı olan ülkenin güvenli olduğuna hükmedildiği durumda üye ülkeler sığınma başvurularını yasal olarak reddedebiliyor. Ancak Stop Soros yasası, ülkenin hükümetinin üçüncü ülkenin güvenli olduğu konusunda görüş belirtmesini ve dolayısıyla sığınma başvurularını reddetmesinin önünü açıyor.
Macaristan parlamentosu, kayıtsız göçmenlerin Macaristan’a sığınma talebinde bulunmasına ve söz konusu ülkede kalma statüsü kazanmasına yardımcı olan herhangi bir kişi veya grubu suçlu sayan yasayı 2018 yılında geçirmişti. İçişleri Bakanı Sandor Pinter, Macaristan halkının hükümetten yasa dışı göçle mücadele için tüm araçları kullanmasını beklediğini, Stop Soros yasasının da yasa dışı göçün örgütlenmesini bir suç durumuna getirerek bu amaca hizmet edeceğini söylemişti.
O dönemde Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı düzenlemeyi belirsiz olduğu için eleştirmiş ve bunun yanı sıra Avrupa yasalarına aykırı olduğunu belirtmişti. Avrupa Birliği, yasanın parlamentodan geçmesinin ardından bir ihlal prosedürü başlatmış ve bir sene sonra konuyu Avrupa Adalet Divanı’na taşımıştı. Bu arada söz konusu yasa, Avrupa'ya göçü taşımakla suçlanan George Soros'a atıfla Stop Soros olarak isimlendiriliyor.
Macaristan hükümeti Avrupa Adalet Divanı'nın kararını kabul ettiklerini ancak yabancı sermayeli sivil toplum kuruluşlarının göçü benimseten eylemlerine karşı harekete geçme haklarını saklı tuttuklarını açıkladı.
Geçtiğimiz günlerde partisi Fidesz'in genel başkanlığına yeniden seçilen Macaristan Başbakanı Viktor Orbán; Macaristan'ın Avrupa Birliği'nden hiçbir şekilde ayrılmayacağını ancak Brüksel'in egemenliğini zedeleyecek olan girişimlerine direneceğini söylemişti. Göçmenleri durdurmaktan ve sınırlarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceklerini belirten Orbán bunun yanı sıra, Avrupa Birliği'nde reforma ihtiyaç duyulduğunu belirterek değişim sağlamayı amaçladıklarını ifade etmişti.
Peki şimdi ne olacak?
Avrupa Adalet Divanı’nın hükümlerinin yerine getirilmemesi, yani yasanın geri çekilmemesi demek bir bakıma Macaristan’ın, mali cezalarla karşı karşıya kalması anlamına geliyor.
Bunun bir diğer örneği geçtiğimiz günlerde yaşanmıştı. Polonya, demokratik unsurlara ve yargı bağımsızlığı ile ilgili kararlara uymaması nedeniyle günlük yaklaşık 1,5 milyon dolar para cezasına çarptırılmıştı.
Macaristan hükümeti, Anayasa Mahkemesi'nin Avrupa Birliği mahkemesinin kararına uyup uymamanın anayasa aykırı olup olmayacağı konusunda bir değerlendirme yapmasını istemişti. AB Adaletten Sorumlu Komisyon Üyesi Didier Reynders ise AB hukukunun önceliğini sorguladığı için söz konusu hareketin kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirtmişti.
Bunun bir benzeri Polonya için de söz konusu olmuş ve Avrupa Birliği ve Polonya gerilimi ciddi boyutlara ulaşmıştı. Macaristan Başbakanı Orbán da bu süreçte Polonya'dan taraf olmuş ve Avrupa Birliği kurumlarını, üye devletlerin birçok yetkisini kendi elinde toplamaya çalışmakla eleştirmişti.
AB’nin Macaristan Kararı
Handan Yılmaz
Yorumlar