Bütün dünya Amerika’daki seçim için geri sayıma kilitlendi. 3 Kasım’da yapılacak seçimlerde mevcut Başkan Donald Trump yeniden seçilecek mi? Yoksa ipi göğüslemeye çalışan Demokrat düşüncedeki rakibi Joe Biden mi beyaz sarayda oturacak. Sonuç ise dış politikanın seyrinde çok önemli rol oynayacak, bu zaten belli.
Gelelim anketlere;
Anketlerde Joe Biden, Trump’ın neredeyse 10 puan önünde gidiyor. Ancak bu fark Biden için çantada keklik bir durum değil. Çünkü o da biliyor ki anketlerin yanılma payı var. Ayrıca en önemlisi ülke genelinde iki aşamalı seçim sisteminin varlığı. Bu durum daha az oy almasına rağmen 2016 seçimlerinde olduğu gibi Trump’ı yeniden başkan seçip Beyaz Saray’a taşıyabilir.
Amerika’daki seçmen eğilimleri eyaletlere göre kemikleşmiş bir vaziyette. Aday kendisine en uygun 10 eyaleti belirleyerek yerini sağlamlaştırma düşüncesinde. Örneğin geçen seçimlerde Trump, bu kritik eyaletlerin önemli kısmını gözüne kestirmiş ve sonrasında da amacına ulaşarak Beyaz Saray’ı garantilemişti. Özellikle Arizona, Nevada, Florida, K. Karolina, Ohio, Colorado eyaletleri iki rakibi başa baş bir yarış içine sokacak.
Koronavirüs salgını başta olmak üzere, ülkedeki ırkçı olayların kendini göstermesi Trump’a yönelik seçmen tepkisini artırmış durumda. Amerika’da erken oy veren ve oylarını posta yoluyla kullanan kişi sayısı 40 milyonu geçmiş durumda. Erken oy veren kişilerin genel olarak Demokrat partiden yana olduğu iddiası söz konusu. Oy sayımı sonrası erken kullanılan oyların genel oy dağılımına eklenmesi bekleniyor. Bu nedenle 3 Kasım’da gerçekleşecek olan seçimler ABD tarihinde belki de en çekişmeli seçimlerden biri olacak.
Trump posta yolu ile oy kullanımında hile olabileceğini, bu nedenle de hukuki itiraz hakkını kullanacağını sürekli belirtiyor. Şayet 3 Kasım’da oylar arasında çok açık bir fark olmazsa seçimler yargıya taşınacak. Bu da Amerika’nın yeni başkanının belirlenmesinin belki de haftalar almasına neden olabilir.
3 Kasım seçimlerinde ABD Kongresi Temsilciler Meclisi’nin 453 üyesi ve 100 üyeli Senato’nun üçte birinin yenilenmesi de bekleniyor. Yani Amerika’nın yeni başkanının kim olacağı kadar yasama organındaki dağılımın da nasıl olacağı oldukça merak ediliyor. Şu ana baktığımızda Mecliste çoğunluk Demokratlar ’da bulunurken Senato’ya bakıldığında Cumhuriyetçiler ’in elinde bulunduğu görülmekte.
Anketlere ve bahis şirketlerine göz atıldığında Biden’in seçimi kazanma olasılığı oldukça yüksek. Biden seçildikten ve iktidarı sıkıntı çekmeden ele geçirdikten sonra Washington’un iç politikası kadar dış politikasına da öncelik vermesi gerekecektir.
Neden mi?
Trump dış politikada çok önemli değişiklikler yaptı. Birçok uluslararası anlaşmalardan çekildi. Irak’tan asker çekti. Afganistan’dan ise çekmeye hazırlanıyor. İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilip K. Kore ile anlaşma yapmayı denedi. Sonrasında İsrail ile Arap ülkeleri arasında barış oluşturmaya çalıştı. Çin ile ticari savaşlar yaptı.
Gelelim Türkiye ile ilişkilerine;
Trump’ın Rahip Brunson davasında “Türk ekonomisini mahvederim” şeklindeki tehditkâr söylemleri, Barış Pınarı Harekât sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “aptallık etme” şeklindeki çirkin ifadelerini unutmamak gerekiyor. Ayrıca Türkiye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi almasının ardından Türkiye’nin F-35 savaş uçağı projesinden çıkarılmasını istemesi… Kısacası güven duyulmayacak bir kişilik sergilediğini hepimiz biliyoruz.
Biden, Türkiye’ye birçok kez gelmiş Türkiye’nin jeopolitik ağırlığı hakkında bir fikir sahibi olmuş bir kişilik. Bu nedenle şayet başkan seçilirse üzerine alacağı sorumluluk ile Türk- Amerikan ilişkilerinde, küresel dengeler konusunda ve kendi ülkesinin çıkarları hususunda pragmatik çalışmalar yapacağını, daha objektif bir denge unsuru ile yaklaşım sergileyeceğini umuyorum.