Pandemi, insanlığın başına yüzyılda bir gelecek olan olay. Covid-19'un neredeyse 70 milyona yakın insana bulaştığı tespit edildi ancak uzamanlar buna ek olarak 500 milyon henüz teşhis edilmemiş hasta olduğunu vurguluyor. Kayda geçilmiş olan sayı 1.5 milyon kişi ve kayıt dışı binlercesi hayatını kaybetti. Covid geçirmiş ve hayatta kalmış milyonlarca hasta şu an onlarda bıraktıkları ve uzun süren covid yorgunluğu ile baş başa.
Üretim ise dünya genelinde normalinden %6 az!
Bu ne demek mi?
Bu 2. Dünya Savaşı’ndan beri en kötü seviye demek..
Değişimin bir diğer sebebi ise Covid’in neden olduğu uyarı. Hem yiyecek hem de giyecek için katledilen milyarlarca hayvan, her on yılda bir ölümcül bir patojene (mikrop) dönüşen virüs ve bakteriler…
Bu sene tüm bunların faturası kesildi ve sonuç oldukça astronomikti. Ekonomi kilitlenmeye başladığında Covid -19’un birçok açıdan benzediği ve yavaş ilerleyen krizde ne kadar hızlı hareket ettiğine dair güçlü bir simge haline geldi. Pandemi gibi, iklim değişikliği de popülist inkarlara karşı oldukça dayanıklıdır ve oluşturduğu bozulma küreseldir bu yüzden şu an ihmal edilirse gelecekte başa çıkmanın çok daha maliyetli olacağı gerçeğini unutmamak gerekir.
Değişim konusunda bir diğer sebep, pandeminin gözler önüne serdiği adaletsizlik. Çocuklar derslerde geri düşmeye başladı. Kimisi aç kaldı kimisi eğitimsiz. Okulu bırakmaya kadar giden süreçte mezun öğrencilerin bir kez daha umutları geriledi.
İnterneti, bilgisayarı, tableti olmayan öğrenciler için ağır bir süreç başladı. Kimisi bu uğurda canından oldu.
Nerdeyse her yaştan insan evde yalnızlığa ve şiddete maruz kalarak umutlarını yitirdi.
Peki göçmen işçiler?
Hastalığı yanlarında götürdü, terkedildi, köylerine geri dönmek zorunda kaldı. Yaşanan bu problemler ırk ayrımına, etnik farklılığın politikleşmesine yol açtı. 50 yaşındaki bir Afro-Amerikalı3 aynı yaşta olduğu beyaz bir Amerikalıya göre covid-19’dan 12 kat daha fazla ölme riskine sahip. Brezilya’ya da 20 yaşın altında siyah Brezilyalıların ölme riski beyazların 2 katı…
Dünya Covid-19 ile savaşırken birçok eşitsizlikle de savaşmak zorunda. Bu yıl işsizlik artarken, BM, salgının 250 milyondan fazla insanı aşırı yoksulluğa sürükleyebileceğini belirtiyor. Bu durum, ülkelerin kendi kurmuş oldukları otorite ve iktidardaki güçlerinin kullanım şekillerine göre daha da kötüleşecek.
Covid-19 sadece değişim konusunda ortaya çıkan ihtiyaçlara vurguda bulunmuyor aynı zamanda yol da göstermeye çalışıyor. Bunun nedeni, kısmen de olsa oluşan yeni düzenin ekonomiyle bütünleştirilmesini sağlaması için yaratıcı fikirleri artık göz ardı etmemeye çalışmasından ileri gelmekte. Örneğin; Amerika’da e-ticaret geçtiğimiz yıllara oranla 9 kat daha artmış durumda. İnsanlar işlerini evden yürütmeye çalıştıkça tüm bölgelerde ulaşım nerdeyse %80’in üzerinde düşmüş durumda. Covid olmasaydı bu durum belki de yıllar alacak bir deney için kurguydu.
Bunların yanı sıra Covid-19 ile birlikte bilgiye ne kadar değer verilmesi hatta ona karşı nasıl davranılması gerektiği konusunda çok derin bir olgu karşımıza çıktı. Çinli bilim adamlarının sadece haftalarını alan covid genomunu nasıl sıraladığını ve bunu dünyayla paylaştığını bir düşünün. Arka arkaya ortaya çıkan aşıların virüsün nerden gelip kimleri etkilediğini, nasıl öldürdüğünü ve onu neyin tedavi edebileceğine dair belki de ışık hızında bir ilerlemeyle karşı karşıyayız. Bilimin neleri başardığı ve başarmaya da devam edeceğinin bir göstergesi tüm bunlar. Aynı zamanda iddia edilen kimliklerin göz ardı edilmesine, diktatörlere, demokrasi dışı hareket eden tüm bağnazlara bir başkaldırıştır.
Birçok insan, hükümetlerin yenilikçi, bireysel onuru, yurttaşlık gururunu, kendine güveni teşvik eden politikalar üretmesi gerektiğini söylüyor. Her hükümet, kendi vatandaşlarına refahı ve eğitimi yeniden şekillendirecek eşikler açmalı, yerleşik gücü ellerinde bulundurmalı. 21. yüzyıla özel, yeni bir toplumsal sözleşme herkese iyi gelecektir.