Almanya'da iki ay önce gerçekleşen genel seçimde Sosyal Demokrat Parti (SPD) %25,7 oyla seçimi kazanmış, Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ittifakıysa %24,1’le ikinci sırada yer almıştı. Yeşiller %14,8, liberal Hür Demokrat Parti (FDP) %11,5, aşırı sağcı AfD %10,3 ve Sol Parti %4,9 oranında oy almıştı.
Uzun zamandır süren koalisyon çalışmaları bu hafta netleşti. Anketlere göre halkın en çok istediği koalisyon olan ve partilerin renkleri nedeniyle "trafik lambası koalisyonu" olarak adlandırılan SPD, Yeşiller ve FDP koalisyonu için partiler bir anlaşma sağladı. "İlerleme için daha fazla cesaret. Özgürlük, adalet ve sürdürülebilirlik için ittifak" adı verilen anlaşma için 3 partinin yaklaşık 300 kadar siyasetçiyle ortak bir çalışma yaptı.
Merkel’in yerine başbakan olacak olan SPD’li Olaf Scholz, koalisyona katılacak partilerin delegelerinin yaklaşık 10 gün içinde ortak hükümet oluşumunun programına onay vereceklerini bildirdi. Partilerin oylamasının ardından 6 Aralık itibariyle Federal Meclis’in Scholz’ü başbakan olarak seçmesi bekleniyor.
Almanya’yı daha iyi yapma sevdası bizi birleştiriyor diyen Scholz, kampanya döneminde merkezde bir siyaset anlayışıyla hareket ederek CDU seçmenlerine yönelik bir siyaset izlemişti.
Koalisyon hükümetinde ekonomi ve iklim koruma amaçlı Yeşiller Partisi’nin yönetiminde bir bakanlık kurulacak. Ayrıca Yeşiller, başbakan yardımcılığı ile dışişleri, aile, çevre ve tüketiciyi koruma, gıda ve tarım bakanlıklarını idare edecek. Koalisyonun en küçük ortağı FDP ise maliye, adalet, ulaştırma ve dijital işler ile eğitim ve araştırma bakanlıklarını yürütecek. SPD de başbakanlığın yanı sıra içişleri, çalışma ve sosyal güvenlik, savunma, sağlık, imar, ekonomik iş birliği ve kalkınma bakanlıklarını üstlenecek.
Koalisyon anlaşmasına göre Covid-19’a yakalanma riski yüksek olan kişilerin bulunduğu yerlere girip çıkanlara aşı olma zorunluluğu getirilme planı oluşturularak pandemi adına bir kriz ekibi kurulması söz konusu olacak.
Dış politikanın ana frekansını Fransa’nın dostluk ve ABD’nin ortaklık süreci oluşturacak. Batı Balkanlar'daki Avrupa Birliği üyeliği adaylarının katılımına destek verilecek. Afganistan'dan tahliye operasyonu konusunda parlamento soruşturması başlatılacak. Askerî insansız hava araçlarının belirli koşullarda silahlı hâle getirilmesinin önündeki engeller kaldırılacak. Eskimiş olan Tornado savaş jetlerinin yerine yeni uçaklar sipariş edilecek. Rusya konusunda ortak Avrupa siyaseti odak noktası olacak ve Rusya ile daha pozitif ilişkiler kurulacak. Paris İklim Anlaşması kapsamında daha önce verilmiş olan tüm sözlere uyulacak, daha önce 2038 olarak duyurulan kömür yakıtlı enerji kullanımına son verme planı 2030’a geri çekilecek. Yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşması için uğraşılacak. 2030'a kadar ülkedeki arabaların en az 10 milyonunun elektrikli olması planı faaliyete geçirilecek.Vergiler artırılmayacak ve borçları artırmaya yönelik hiçbir kısıtlama gevşetilmeyecek. Konut sayısı artırılacak. Ve birçoğu devlet tarafından finanse edilecek. Eğlence amaçlı esrar satışı ve kullanımı serbest bırakılacak. Oy kullanma yaşı 16'ya düşürülecek.
Peki Türkiye ve göçmenler?
Anlaşma, çifte vatandaşlık konusunda ve Almanya vatandaşlığına geçişte kolaylık sağlanmasını öngörüyor. Göçmenlere Almanya'da beş yıl yaşadıktan sonra vatandaşlık başvurusu hakkı veriliyor. Göçmenlere yönelik destek programlarının süreceği, aşırı sağcı terör kurbanları için dokümantasyon merkezi oluşturulacağı ifade ediliyor. Söz konusu metin, Türkiye’yi “önemli bir komşu ve Avrupa Birliği ortağı” olarak belirtiyor fakat Avrupa Birliği üyeliği konusunda yeni yollar açılmasına ya da var olan yolların kapanmasına karşı çıkan bir metin. Avrupa Birliği-Türkiye arasındaki söz konusu diyaloğun süreceği ve Türkiye'deki sivil toplum örgütleriyle iletişimin daha da geliştirileceği ifade ediliyor.