AK Parti Grup Başkanvekili Yavuz Şanver ile meclis üyeleri Faruk Kanca ve Ufuk Hoş; Çağlayan Kentsel Dönüşüm Projesi, Uzun Sokak ve Kahramanmaraş Caddesi'ndeki çalışmalar, tarihi çeşmeler, Atatürk Köşkü ve kent içi trafik düzenlemelerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Trabzon Ortahisar Belediye Meclisinin Kasım ayı olağan toplantıları, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya başkanlığında gerçekleştirilen ilk oturumla başladı.
Toplantıda gündeme ilişkin söz alan AK Parti Grup Başkanvekili ve meclis üyeleri, Trabzon'da devam eden yatırımlardan belediye hizmetlerine, tarihi yapıların korunmasından ulaşım planlamasına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
AK Partili üyeler, kentte yürütülen çalışmaların teknik, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgularken çözüm önerilerini de meclis gündemine taşıdı.

YAVUZ ŞANVER: "ELEŞTİRİLERİMİZ YIKICI DEĞİL, YAPICIDIR"
Marketlerin çevresindeki trafik sorunlarına çözüm önerisi
AK Parti Grup Başkanvekili Yavuz Şanver, konuşmasında öncelikle marketlerin bulunduğu noktalarda yaşanan trafik sorunlarına değindi.
Özellikle kavşaklara ve yol ayrımlarına yakın konumlanan işletmelerin trafik akışını olumsuz etkileyebildiğini belirten Şanver, petrol istasyonlarında uygulanan kurallara benzer düzenlemelerin hayata geçirilebileceğini ifade etti.
Şanver, "Marketlerde yol ayrımlarına çok kısa bir mesafe olduğunda bu tarz sorunlar yaşanabiliyor. Petrol istasyonlarında olduğu gibi bir kavşak kuralı getirilirse sorun çözülebilir. Bu tür, özellikle gıda alanında faaliyet gösteren yerlerle ilgili daha hassas olunması noktasında arkadaşlarımızla hemfikiriz. Yeterli otoparkı da var ama sanırım yetmiyor." dedi.

"Çağlayan'daki projenin tamamlanması hepimiz için önemli"
Çağlayan'da yürütülen projeye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şanver, projenin tamamlanmasının bölgenin gelişimi açısından önemli olduğunu vurguladı.
Projeye yaklaşık 1600 kişinin ilgi gösterdiği yönünde bilgi aldıklarını belirten Şanver, şu ifadeleri kullandı:
"Çağlayan ile ilgili 1600 kişinin ilgilendiğini öğrendik. O bölgede projenin bitmesi hem sizler hem de bizler için çok önemli. Bölgenin gelişimi açısından da önemli. Bizim bu eleştirilerimiz yıkıcı değil, yapıcıdır."
"Çağlayan'daki satış fiyatları yeniden değerlendirilebilir"
Proje kapsamındaki konut ve iş yerlerinin satış fiyatlarını da gündeme taşıyan Şanver, fiyat politikasının emsal taşınmazlar dikkate alınarak yeniden gözden geçirilebileceğini söyledi.
Şanver, "Acaba o bölgede uyguladığınız fiyat politikası doğru mu? Yanlış anlamadıysam dükkânların 25 milyon, evlerin de 3-5 milyon lira civarında fiyatları var. Ne kadar yüksek fiyata satarsak bizim elimiz güçlenir tabii ki. Ancak emsallerine göre bu fiyatları yeniden gözden geçirmeyi düşünebilirsiniz." ifadelerini kullandı.
Belediyelerin mali durumuna dikkat çekti
Konuşmasının sonunda belediyelerin ekonomik durumuna da değinen Şanver, mali sürdürülebilirliğin önemine işaret ederek, "Belediyelerde iflas konuşulmaya başlanıyor. Umarım iflasa doğru gitmiyoruzdur." dedi.

FARUK KANCA: "BÜYÜKŞEHİRİN KONULARI BÜYÜKŞEHİR MECLİSİNDE KONUŞULMALI"
"Konuların muhataplarının bulunduğu yerde görüşülmesi daha doğru"
AK Parti Meclis Üyesi Faruk Kanca, toplantıda Trabzon Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarına yönelik gündeme getirilen eleştirileri değerlendirdi.
Büyükşehir Belediyesini ilgilendiren konuların ilgili mecliste ele alınmasının daha sağlıklı olacağını belirten Kanca, teknik ayrıntıların ilgili birim yöneticileri tarafından açıklanabileceğini söyledi.
Kanca, "Büyükşehir konularının Büyükşehir Belediye Meclisinde konuşulması lazım. Cüneyt Bey zaten bunları gündeme getiriyor. Burada yeniden gündeme gelmesi doğru değil. Bütün detayları bilme şansımız yok. Büyükşehirde daire başkanları da var. Detayları daha iyi bilirler." dedi.
"Kamu zararı konusunda aynı hassasiyeti göstermeliyiz"
Geçmişte yapılan bazı çalışmalarda kamu zararı oluştuğuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kanca, meclisteki tartışmalarda karşılıklı anlayışın önemine dikkat çekti.
Kanca, "Geçmişte yapılan bazı kamu zararına neden olan çalışmalar olmuştur. Biz sizleri sakin bir şekilde dinledik. Kamu zararı dediniz, bu doğrudur. Biz de burada kamu zararı dediğimiz zaman siz karşı çıkıyorsunuz." ifadelerini kullandı.
"Tarihi çeşmelerin amacı dışında kullanılmasının önüne geçilmeli"
Kanca, kentteki çeşmelerin kullanımına ilişkin yaşanan sorunları da gündeme taşıdı.
Çeşmelerin yapılması ve korunması konusunda geçmişte yoğun çalışmalar yürüttüklerini belirten Kanca, bazı çeşmelerin amacı dışında kullanılmasının sorun oluşturduğunu ifade etti.
Kanca, "Biz çeşme konusunu yoğun bir şekilde başlatmıştık. Zamanla bu çeşme olayı suistimal edildi. Orada arabasını yıkayan oldu. Hemen çeşmenin biraz yukarısında belediyenin çeşmesi var, her gün araba yıkanıyor orada." dedi.
Çeşmelerin işletme giderlerine ilişkin bir öneride de bulunan Kanca, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çeşme yaptırana ismini veriyoruz ama artık sayacını da o kişiye bağlayacağız. Bu şekilde sadece ismini vermiş olmayalım. Çeşmenin sayacını bağlayacaksak yaptıralım çeşmeyi."

UFUK HOŞ: "TARİHİ VE KÜLTÜREL MİRASIMIZI KORUMAK ZORUNDAYIZ"
"Gelecekte su çok daha önemli hale gelecek"
AK Parti Meclis Üyesi Ufuk Hoş, konuşmasında tarihi çeşmelerin korunması ve su kaynaklarının önemine dikkat çekti.
Çeşmelerin yalnızca birer su kaynağı değil, aynı zamanda kentin kültürel mirasının parçası olduğunu belirten Hoş, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı.
Hoş, "Çeşmeler tarihi eserlerimizdir. Bizim görevimiz, Hasan Bey gibi isimlerle birlikte kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaktır." dedi.
Su kaynaklarının stratejik önemine de değinen Hoş, "2000 yılına kadar savaşlar enerji üzerine döndü. Bundan sonrakiler su için olacak. Gelecekte daha refah içerisinde olmak için su şart. Dünya su kıtlığına doğru gidiyor. Kurumların önceliği bu olmalı." ifadelerini kullandı.
"İşletmelerden trafik yönetim planı talep edilebilir"
Marketlerin çevresinde yaşanan trafik sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hoş, yeni bir planlama yaklaşımı önerdi.
İşletmelerin yalnızca otopark kapasitesinin değil, çevrede oluşturacağı trafik hareketliliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Hoş, "Market konusunu ben de notlarım arasına almıştım. Muhakkak ruhsatlandırılacaktır. Burası market olmaya devam ederse aynı sorunu yaşamaya devam edeceğiz." dedi.
Planlama süreçlerinde daha ayrıntılı ölçeklerin kullanılabileceğini ifade eden Hoş, şöyle konuştu:
"İmar planlaması içinde 1/500 ölçekli planlar da yapabiliriz. Yurt dışında bu planlar kullanılıyor. Burada önerim şu: Zabıta, işletme ruhsatı verirken onun fonksiyonuna göre bir trafik yönetim planı talep etsin. Bununla ilgili bir teklif hazırlansın."
Bölgede kendisinin de trafik kazası yaşama tehlikesi geçirdiğini belirten Hoş, "O alanda ben de kaza yapıyordum. Söylenilenler çok doğru. Bu durum bizim için bir dönüm noktası olsun. Trafik yönetim planı alalım. Market olmasıyla kasap olması arasında fark var." ifadelerini kullandı.
"Uzun Sokak sit alanı, çalışmalar teknik sınırlamalar içerisinde yürütülüyor"
Uzun Sokak'taki zemin düzenlemelerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Ufuk Hoş, projenin sorumluları arasında yer aldığını belirterek bölgedeki teknik koşullara dikkat çekti.
Uzun Sokak'ın sit alanı olması nedeniyle yapılacak müdahalelerde tarihi yapıların korunmasının öncelikli olduğunu vurgulayan Hoş, şunları söyledi:
"Uzun Sokak ile ilgili olarak proje sorumlularından birisi olarak şunu söyleyebilirim: Bir kere orası sit alanı. Orada her şey üst üste. Her gelen bir şey yapmış oraya. En son biz beton döktük. Orayı kırdığımızda, kotunu yükselttiğimizde tarihi binalar kot altında kalıyor."
"Taş kalınlığı 4 santimetre civarında kaldı"
Uzun Sokak'taki taş kaplama çalışmalarına yönelik eleştirilere de yanıt veren Hoş, mevcut altyapı ve kot
farklılıklarının uygulamayı sınırlandırdığını söyledi.
Hoş, "Uzun Sokak'a yüksek tonajlı araçların girmesi yasak olduğu için taş kalınlığı 4 santimetre civarında kaldı. Oraya eğim veya ters eğim veremezsiniz. Oraya kum koyduğunuzda, beton döktüğünüzde ayrı sorunlar var." dedi.
Dünyanın farklı kentlerinde araç trafiğinin yoğunluğuna göre değişen zemin kaplama uygulamaları bulunduğunu belirten Hoş, Uzun Sokak'ta mevcut altyapının daha kapsamlı müdahalelere uygun olmadığını ifade etti.
"Bu dünyanın her yerinde böyledir. Araç sirkülasyonunun olduğu yerlerde taş kalınlıkları farklıdır. Ancak Uzun Sokak'ta altyapı buna izin vermiyor. Büyükşehir Belediyemiz müdahale edebileceği noktaya kadar müdahale edecektir. İyi bir drenaj kanalı bırakarak o sorunu çözeceğiz."
"Kahramanmaraş Caddesi'nde kamu zararı oluşmadı"
Kahramanmaraş Caddesi'ndeki taş halı uygulamasına ilişkin de konuşan Hoş, yapılan çalışmanın görsel açıdan daha nitelikli bir kent ortamı oluşturma amacı taşıdığını söyledi.
Uygulamanın belirli teknik koşullara ihtiyaç duyduğunu ifade eden Hoş, "Kahramanmaraş Caddesi'nde taş halının serilmesi noktasında da bir süre lazım. Kamu zararı oluşmadı. Görsel olarak güzel olsun istedik ama kola dökenler de oldu. Kuru iklimlerde çok güzel olur ancak oranın yapıştırıcısını iyi uygulamak gerekiyor." dedi.
"Atatürk Köşkü'nde koruma kurulu kararları esas alınıyor"
Trabzon'un önemli tarihi yapılarından Atatürk Köşkü'ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hoş, tarihi yapıların restorasyon ve koruma süreçlerinde yetkili kurulların kararlarının belirleyici olduğunu ifade etti.
Konuyla ilgili hassasiyet gösteren meclis üyelerine teşekkür eden Hoş, "Atatürk Köşkü ile ilgili Hasan abinin duyarlılığını çok kıymetli buluyorum. Zamanında oraya hangi kapı takıldıysa biz onlara değer biçemeyiz. Koruma kurulu, 'Bu kapı esas olandır.' demiştir, o takılmıştır." ifadelerini kullandı.
Hoş, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Biz hangisi daha değerli diye bir ayrım yapmıyoruz. Ona kurullar karar veriyor. Her zaman da doğru karar vermeyebilirler. Bu konuda kimseyi suçlayamayız."
"Trabzon'un tarihi değerlerine daha hassas yaklaşmalıyız"
Konuşmasının son bölümünde Trabzon'un tarihî kimliğine ve geçmiş dönemlerde alınan koruma kararlarına değinen Hoş, bazı tarihi yapıların ve sembollerin zaman içerisinde kaybedildiğini ifade etti.
Hoş, "Tuğra yok dediler ama bazı vesikalar çok acıdır. Trabzon'da zamanında bu tuğraları koruma dışında bırakan kararlar alınmış. Opera binası da dahil olmak üzere 1935 Lambert Planı ile yok etmişlerdir. Bütün kentlerde benzer süreçler yaşanmıştır. Biz biraz daha hassas olmalıyız tabii ki." dedi.




