Şiddet olayları eğitim camiamızın geleceğe dair endişeleriniartırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda:
Biz “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” anlayışından, bana harf öğreteni öldürürüm anlayışına nasıl geldik?
Biz ne ara, öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin bugün silahlaokullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği bir noktaya geldik?
“Eti senin, kemiği benim” anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık?
Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi, bu karanlık düzene teslim oldu?

Her okula güvenlik görevlisi tahsis edilmelidir.
Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir.

Disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmelidir.
Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı dün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, bu gün Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik.
Okul-aile işbirliği artırılmalıdır.
Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır.
Öğretmeni itibarsızlaştırmanın aracı olan, CİMER şikayet hattı kapatılmalı veya asılsız ihbar ve şikayetlere karşı cezai müeyyide uygulanmalıdır.
Şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.
Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık.
Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.
“Güvenlik Zirvesi” düzenlenmelidir.
Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir “Güvenlik Zirvesi” düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.
Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur.
Velilerimizi mutlaka sistemin işleyişine katmalıyız. Öğrencilerimizin bir kısım tavır ve davranışlarının veliler nezdinde de yaptırımı olmalıdır? Aile ortamının temel değerlerinin okullara havale edilmesi önlenmeli, aileler sorumluluk almalıdır.
Öğretmenin itibarı korunmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, öğretmenin itibarı, devletimizin ve milletimizin itibarıdır! Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değrelerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Eğitimcilerin statülerinin yükseltilmesi, onlara kıymet verilmesi, okul ortamının şiddetten uzaktutulması geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır.
Şiddeti sıradanlaştıran yapımlar engellenmelidir.
Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil edecek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, youtube, tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değrelendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden, çarpık ilişkileri konu edinen ve şiddeti sıradanlaştıran yapımlarınönüne geçilmelidir.
Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar. Bu durumdageleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir.
Bu kapsamda başta yöneticiler olmak üzere tüm kesimleri sorumluluk almaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz.
Biz susmuyoruz.
Şiddete karşı tek sesiz.
Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek.
Eğitimde şiddete sıfır tolerans!
Ülkemizin aydınlık, müreffeh geleceği şiddete kurban edilemez!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Coşkun DİLBER
Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı




