İlgili maddede gençlerin ve öğrencilerin eğlence vergisinden muaf tutulduğunu hatırlatan Suiçmez; "itiraf etmeliyim ki teklifi görünce gözlerim yaşardı" ifadeleriyle sözlerine başladı.
Türkiye'de gençlerin yaşadığı zorlukları anlatan Suiçmez " Tarihin gördüğü en büyük beyin göçüyle karşı karşıya olduğumuz bir dönemde; gençlerimiz gelecek hayallerini uzak diyarlarda ararken, bir tvit atmanın maliyeti aylarca tutuklu kalmakken bu sorunları çözmek yerine bu kadar detay üzerine kanun teklifi vermeniz gerçekten takdire değer." dedi.
İlgili maddenin iktidarın yarattığı zorlukların karşısında devede kulak değil devede sivilce olduğunu söyledi.
Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi sebebiyle getirilen yasaklamalara değinen CHP Trabzon Milletvekili; "hızınızı alamayıp neredeyse yemeyi içmeyi bile yasaklayacaksınız" sözleriyle tepki gösterdi.
Sibel Suiçmez ayrıca; iktidarın her meseleyi yasaklama bahanesi olarak kullandığını çünkü gençlerin sokakta bir araya gelmesinden korktuklarını belirtti.
CHP TRABZON MİLLETVEKİLİ SİBEL SUİÇMEZ'İN KONUŞMASININ TAMAMI ŞU ŞEKİLDE:
"Madde Lunapark, sirk ve benzeri alanlarda 18 yaş altındaki çocuklar ve 25 yaş altındaki öğrenciler için eğlence vergisinin kaldırılmasına ilişkindir.
İtiraf etmeliyim ki teklifi görünce gözlerim yaşardı.
Tarihin gördüğü en büyük beyin göçüyle karşı karşıya olduğumuz bir dönemde; gençlerimiz gelecek hayallerini uzak diyarlarda ararken, bir tvit atmanın maliyeti aylarca tutuklu kalmakken bu sorunları çözmek yerine bu kadar detay üzerine kanun teklifi vermeniz gerçekten takdire değer.
Bu maddenin gerekçesi çocukların ve gençlerin kültürel ve sosyal hayata katılımını desteklemek olarak sunulsa da sokağın gerçeği çok başka!
- Bir sinema biletinin fiyatının 300 TL’ye;
- Ortalama bir kafede iki kahve bir tatlının fiyatı 750 TL’ye dayandığı ülkemizde “Ev Genci” diye bir tanımı getirerek, mezun olan öğrencilere “umarım diplomam benimle kalır” temennisinde bulunduran sizler, gençlerin umutlarını, hayallerini yok ettiniz!
Bu düzenlemeyle çocuklarla, gençlerle, ailelerle dalga geçiyorsunuz.
Bu madde yarattığınız yoksulluk karşısında devede kulak değil, devede sivilce olacaktır.
Gençlerin sosyal hayata katılımından bahsediyorsunuz ancak gençlerin sokakta bir araya gelmesinden öylesine korkuyorsunuz ki bulduğunuz her bahaneyle yasaklara sarılıyorsunuz. Bunun en son örneğini başkentte yaşıyoruz.
Ankara Valiliği 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak 36. NATO Zirvesi kapsamında 28 Haziran’dan 11 Temmuz’a kadar bir dizi yasaklama getirmiştir.
Nedir bu yasaklar?
- Toplantı yasak
- Gösteri yasak
- Yürüyüş yasak
- Basın Açıklaması yasak
- Oturma Eylemi yasak
- Miting yasak
- Stant Açma ve benzeri etkinlikler yasak
Hızınızı alamayıp neredeyse “uyuma, yeme-içme ve nefes almayı da yasaklatacaksınız.
Peki Anayasa’ya aykırı bu yasaklar sürpriz mi?
Balık baştan kokar;
- Anayasa Mahkemesi kararını mecliste uygulatmayan, seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ı Anayasaya aykırı olarak cezaevinde tutturan zihniyetten,
- Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarına rağmen Anayasa’ya aykırı kanun tekliflerini tekrar meclise sunan zihniyetten,
- Hukukun evrensel ilkelerinden olan masumiyet ilkesini, lekelenmeme hakkını yok sayan, tutuklu yargılamayı tedbir olmaktan çıkartarak esas haline getiren zihniyetten,
- Milli iradeyi hiçe sayarak, halkın seçtiği Belediye Başkanlarını ve yöneticilerini yargıyı araçsallaştırarak cezaevlerinde tutan zihniyetten,
- Liyakati tamamen ortadan kaldırarak mülakat denilen adaletsiz sistemle pırıl pırıl gençlerin hakkını gasp eden, devletin tüm kurumlarını yandaşlarına tahsis eden zihniyetten,
- Her gün üç-beş kadının öldürüldüğü ülkemizde “şiddete sıfır tolerans” mottosuyla caka satan zihniyetten,
- Cezaevlerinde başta Beylikdüzü Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Murat Çalık olmak üzere hasta mahpuslar için tahliye kararı vermek yerine, 6 yaşında kıza cinsel istismardan yargılanarak yerel mahkemece mahkûm edilen Hiranur Vakfı başkanını tahliye eden zihniyetten,
- Taban maaş hakkının geri getirilmesini, güvenceli çalışma koşullarını ve eğitim alanında verilen sözlerin tutulması için eylem yapan öğretmenlere gaz sıkan, darp eden, ters kelepçeyle göz altına aldıran zihniyetten,
- Rant ve kar hırsı uğruna ormanlarımızı, zeytinliklerimizi, derelerimizi ve kıyılarımızı sermayeye peşkeş çekip memleketin doğasını talan eden zihniyetten,
- Halkın haber alma hakkını savunan, sadece doğruları yazan gazetecileri sansürle, yayın yasaklarıyla ve davalarla susturmaya çalışan zihniyetten,
- Ülkenin geleceği olan gençlerin umutlarını çalarak onları kendi topraklarında yabancı hissettiren ve tarihin en büyük beyin göçüne sebep olan zihniyetten,
elbette demokrasi, adalet ve özgürlük beklemek mümkün değildir.
Bu yasakçı kararlar; iktidarın, halkın demokratik iradesinden ve hak arayışından duydukları derin korkunun bir sonucudur. Alınan Anayasaya aykırı bu kararlar, ülkede yaratılan derin yoksulluğu, eşitsizliği ve adaletsizliği örtbas etme çabasından başka bir şey değildir.
Ancak bilinmelidir ki; hiçbir baskı, hiçbir sansür ve hiçbir antidemokratik yasak, bu halkın aydınlık yarınlara olan inancını yok edemez.
Bizler; hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edildiği, liyakatin esas alındığı, doğanın ranta kurban edilmediği ve gençlerimizin kendi yurtlarında yeniden umutla hayal kurabildiği, eşit ve özgür bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edene dek bu baskıcı düzene karşı mücadele etmekten asla geri adım atmayacağız."




