Tüm Emekliler Sendikası Trabzon Şubesi tarafından yürüyüş ve miting gerçekleştirildi.

"Sefalet zulmüne son" başlığıyla gerçekleştirilen organizasyona çok sayıda vatandaş katıldı. Gazipaşa Caddesi'nde başlayan yürüyüş Kahramanmaraş Caddesi üzerinden devam ederken Atatürk Alanı'nda miting gerçekleştirildi.

Yürüyüş sırasında vatandaşlar "Saraya değil emekliye bütçe", "Müteahhite bol kepçe, emekliye yok bütçe" dövizleri taşıdı.

I M G 7872-1

TÜM Emekliler Sendikası Trabzon Şubesi Temsilcisi Fikret Aşçıoğlu mitingde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

Ne mutlu özgürlükler dünyasının harcını karanlara. Ne mutlu insanlığın umudunu büyütmek için alın teri dökenlere. Bugün “söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var” diyenler, “sadaka değil, hakkımızı istiyoruz” diyenler, “emeklinin sesi sarayı titretecek” diyenler bugün tüm Türkiye’de alanları doldurdular.

Kırışmış alınlarıyla, dökülmüş saçlarıyla, büyüyen gözlük cam numaralarıyla, nasırlı elleriyle; Samsun’dan, Ordu’dan, Giresun’dan, Rize’den ve ilçelerinden gelen bu ülkenin onuru, gururu, akil insanları hoş geldiniz. Emekliler olarak yaşadığımız sefalet koşullarında hak arama yöntemini belirlediğiniz için sizlerle gurur duyuyor, hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Hak, hukuk, adalet için; otokrasi değil demokrasi için; ne darbe ne dikta, demokratik Türkiye için, insanca yaşamak için alın teri döken, mücadele eden dostlarımız hoş geldiniz. “Susmak insana aykırıdır, susmayı becermem” diyenler, “susarak biriktirmeyeceğim içimdeki insanı” diyenler, “aç olduğumuz halde bizi aç kurtların önüne atanlara öfkem var” diyenler, “boyun büktürenlere hesap soracağım” diyenler, “son 24 yılda kaybettiklerimiz için hasar tespiti yaptıracağım” diyenler bugün tüm Türkiye’de alanları doldurdular.

Hırsızların onurla, gururla sokaklarda gezdiği bir ortamda; seçilmiş belediye başkanlarına yönelik suçlama, soruşturma ve tutuklamalar hukuki değil siyasidir. Halk iradesine darbedir. Tutuklu tüm belediye başkanları serbest bırakılmalıdır. Kamu mallarını çalarak çocuklarına, gelinlerine, damatlarına miras bırakanları belgeleriyle ispat eden; asıl işi gazetecilik olan ve bunları halk bilsin diye yazan başta İsmail AR olmak üzere tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.

Bizler; eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, kamucu, laik, bağımsız; gericiliğe, faşizme ve piyasacı yağma düzenine karşı mücadele eden emekli kesimiyiz. Örgütlenmiş, soygun düzenine karşı emekliler olarak güç olarak çıkıyoruz. Bu alandaki fotoğraf ortaya çıkan iradeyi gösteriyor. Yaşadığımız sorunlar bireysel değil, siyasal ve sınıfsaldır. Bu ucube sistemi değiştirecek gücümüz var; yeter ki birleşerek güç birliği yapalım. Emekliler olarak susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz, örgütlenerek kazanacağız.

Bizlerin yoksulluğa ve açlığa karşı önerimiz var, talebimiz var, itirazımız var. Her şeyden önce örgütlü gücümüz var. Kapitalizmin yarattığı yoksullaşmada en büyük payı; emekliler, asgari ücretliler, çalışanlar, çiftçiler, köylüler, esnaf alıyor. Bu koşullar kabul edilemez. Bunun için dünya görüşümüz ne olursa olsun bir araya gelmeli, güçlenmeli, örgütlenmeliyiz.

“Fakir, fukara”, “garip guraba” dediler, iktidara geldiler. İktidara gelince; “gölgelerin gücü adına güç bizde” dediler. “Hokus pokus ” sihirli kelimesiyle halkı uyuttular. Halk uyuyunca “açıl susam açıl” diyerek hazinenin anahtarını ele geçirdiler. Sermayeye, yandaşlara paramızı dağıtarak peşkeş çektiler. Sonuç: para yok. Sonuç: emekli maaşı 20 bin TL.

İtip kalksalar da, yok saysalar da, yok etmek isteseler de, ezmeye kalksalar da, korkutsalar da, susturmaya çalışsalar da, hor görseler de, hemen ölmemizi isteseler de; bu ülkenin onuru, gururu emeklilerdir. Uçamadığı hâlde tavuklarda kanat olması tavuklar için nasıl onur kırıcıysa, onuruyla uzun yıllar çalışıp emekli olanlara verilen 20 bin lira da emekliler için onur kırıcıdır.

Şimdi sizlere sorular soracağım. “Evet” ya da “hayır” diyeceksiniz. Hazır mısınız? 16 buçuk milyon emekli aç mı? 12 milyon asgari ücretli aç mı? 5 buçuk milyon memur–işçi aç mı? 18 milyon ilk, orta, lise öğrencisi aç mı? 10 milyon işsiz aç mı? 7 milyon üniversite öğrencisi aç mı? 3 milyon çiftçi aç mı? 1 milyon 65 yaş üstü maaş alanlar aç mı? Derinleşen açlık koşulları nedeniyle düzenli sosyal yardım alan 11 milyon kişi aç mı?

I M G 7871-3

Peki kimler tok? Kalemini satanlar, yandaşlar, tarikat ve cemaatler, ilaç, silah, uyuşturucu baronları, fabrikatörler, holdingler, çeteler, sanayiciler, tefeciler, fuhuşçular, kumarcılar, rüşvetçiler, sanal bahisçiler, özel jet uçakları olanlar, servetleri milyon ve milyar doları olanlar. Ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinde toplam müteahhit sayısı 25 bin iken Türkiye’de bu sayı 500 bin ve üzeridir. İşte tok olanlar bunlar.

Kapitalist sistem ve yerli işbirlikçileri; yoksul ve aç kitlelerin nasıl kontrol altına alınacağını planlarken, kin dolu, nefret dolu, intikam ve endişe yoluyla olmamış şeyleri olmuş gibi göstererek topluma korku veriyor. Ama şunu unutuyorlar: öksürükle yoksulluk gizlenemez. Bir yanda dolar milyonerleri, bir yanda meteliğe kurşun atanlar… Saray ve yandaşlarının zengin, halkın fakir olduğu bir düzen istemiyoruz.

Özgürlük sokakta, yoksulluğu kırmak direnişte. İnsanca yaşam örgütlü mücadelemizde. Aylarca konuşuldu, yazıldı, çizildi: emekli bayram ikramiyeleri ne olsun diye… 2018 yılında ilk bayram ikramiyesini bin TL olarak verdiler. 2018 yılında dolar 5 TL idi. Yani alınan bin TL ile 200 dolar alınıyordu. 2026 yılında verilen 4 bin TL ile ancak 90 dolar alınabiliyor. Sadaka diye verdikleri bayram ikramiyesinden bile 100 dolar çaldılar.

Çarşı pazar fiyatlarıyla uyumlu olmayan TÜİK verileri emekli aylıklarını eritmeye devam ediyor. Emekli maaşları geçim özelliğini yitirmiştir. Derhal seyyanen zam yapılmalıdır. 4447 ve 5510 sayılı yasalarla yapılan aylık hesaplamaları kabul edilemez. Bu kanunlar emeklileri toplumun en fakir kesimi yapmıştır.

Villalarında açık ve kapalı yüzme havuzu olanlar, villalarında sinema salonu olanlar, otellerin süit odalarında kalanlar, havaalanlarında VIP geçişi yapanlar, TÜİK denilen kurumu yanlarına alanlar, kollarında milyon dolarlık saat olanlar; biz aç ve yoksulların maaş ve aylıklarını belirleyemezler. Bizi soyanların sahne oyunlarını bitirip, emekçiler olarak sahne perdelerini kapatacağız. Biz emekliler; onlar gibi sineklerle işbirliği yapıp pisliğe değil, arılarla yoldaşlık yapıp bala konacağız.

I M G 7870-1

Tüm Emekliler Sendikası Genel Sekreteri Hasan Yağız da açıklamalarda bulunarak şöyle konuştu;

Değerli emekliler, emekçiler, mitingimize omuz veren siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, geleceğimizin teminatı sevgili gençler hoş geldiniz. Bugün 7 kentimizde biz emekliler ve emekçi dostlarımız ve siz dostlarımızla, yaşamımızı sefalet zulmüne çeviren iktidara seslenmek için omuz omuzayız. Unutmasınlar diye 8. mitingimizi bir hafta sonra yapacağız.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum iç açıcı değildir. Hakkari’den İstanbul’a birçok yerel yönetici ve çalışan görevden alınmış, tutuklanmış, halkın seçim iradesi gasp edilmiştir. Demokrasi adeta askıya alınmış, anayasa tanınmamaktadır. Yargı siyasallaşmıştır. İmzacısı olduğumuz birçok uluslararası sözleşmeye uygun düzenlemeler yapılmıyor. Hukuk devleti normlarından uzaklaşılmıştır. Sendikacılardan gazetecilere, hatta seçilmiş milletvekiline kadar birçok siyasetçi tutukludur. Böyle bir yönetim sürdürülebilir değildir.

İktidar tez elden bu kara rejimden vazgeçmelidir. İnsanca yaşam için demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin inşa edilmesi zorunludur. Bu ülkenin deneyimli kitlesi olarak, ülkemizin 21. yüzyılda geleceğinin yöneliminin demokrasiden yana olması gerektiğini bir kez daha hatırlatırız. Demokratik işleyişin olmadığı yerde ne huzur olur ne de refah toplumu yaratılabilir. Dünya bunun örnekleri ile doludur.

En zengin ülke olan ABD’de Trump gibi bir Hitler heveslisinin ve Mussolini bozuntusu Netanyahu’nun sadece kendi halkına değil, dünyanın başına ne belalar açtığı ortadadır. Bu nedenle iktidarı bir kez daha uyarmak istiyoruz. Emperyalistlerin Ortadoğu politikalarının yanında durmayın.

Tüm bu yanlış iç ve dış politikalar ve yanlış ekonomik politikalar, siyasi ve ekonomik yıkıma neden olmuştur. Bu yıkımın faturasını halka ödetmekte imtina etmeyen bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu yıkımın ağır faturası en çok da emeklileri ve asgari ücretle çalışanlar başta olmak üzere emekçileri vurmaktadır.

I M G 7867-1

Bugün emeklilerin ortalama aylığı 23.500 lira civarındadır. Hak sahibi yetimin, dulun ve engellinin aylığı, söylemeye dilimiz varmıyor, 5-6 bin liradan başlıyor. Bunların sayısı 4,5 milyon civarındadır. 5 milyon emeklinin emekli aylığı hazine yardımıyla birlikte 20.000 liradır. Araştırmalarımıza göre yaklaşık 4 milyon civarında emekli 20.000 lira çeperinde aylık almaktadır. Üniversite mezunları dahil, bütün emeklileri dip seviyelerde eşitlemek isteyen iktidarın tutumu, vahşi kapitalizmin tezahüründen başka bir anlam taşımıyor. Kabul edilemez.

BAŞKAN GENÇ’TEN TRABZON EMNİYETİNE KUTLAMA
BAŞKAN GENÇ’TEN TRABZON EMNİYETİNE KUTLAMA
İçeriği Görüntüle

İleri yaşlarına rağmen 2 milyondan fazla emeklinin kayıtlı, bir o kadarının kayıt dışı çalıştığı bir emeklilik gerçeği tam bir sefalet düzeninin sonucudur. Böyle bir emeklilik yaşamı sürdürülebilir değildir.

Ocak ayında emekli aylıklarında artış TÜİK’e göre belirlenmişti. Oysa TÜİK verilerinin objektif olmadığı herkesçe bilinmektedir. Zaten 5510 sayılı yasa değişmedikçe ne yüzdelik artışların ne de hazine yardımıyla yapılan artışların derdimize deva olmayacağı açıktır. Bütün demokratik tepkilerimize ve ısrarımıza rağmen, iktidarın ocak ayında en düşük emekli aylığına yaptığı 1000 liralık zammı müjde diye açıkladılar. Bayram ikramiyelerine ise kuruş zam yapmadılar.

Oysa yılın ilk ayından sonra yaşanan hayat pahalılığını gören Merkez Bankası, yıllık enflasyon tahminini 2 puan yükseltmişti. Bu öngörünün de tutmayacağı yılın ilk iki ayında ortaya çıkınca, mart ayı enflasyonu komik bir şekilde aşağıda gösterildi. Bu durumda bile ilk üç aylık enflasyon yüzde 10’a yaklaştı. Kaldı ki bu hesapta üst üste gelen akaryakıt fiyatlarındaki artış, elektriğe ve doğalgaza yapılan yüzde 25 artış ve ekmeğe yapılan yüzde 33 artış yoktur.

Elektrik ve doğalgaz kullanımında hiçbir hukuki dayanağı olmayan kademelendirme ile birçok konutun elektrik ve doğalgaz faturaları yüzde yüzü aşan oranda zamlı gelecektir. Emekliler artık kışın soğuktan donmazlarsa yorgan-battaniye ne bulurlarsa sarılıp oturmaya çalışacaklar. Yazın da özellikle sıcak bölgelerde sıcaktan korunamayacaklardır.

Çoğu kronik hastalığı olan emeklilerin aylıklarında ciddi iyileştirmeler olmazsa, önceki SSK başkanının “emekliler çok yaşıyor, onun için SSK zarar ediyor” diye ettiği sitem karşılık bulacak, emekliler ne doğalgaz ne de elektrik kullanamayacaklardır. Birer birer öleceklerdir. Emeklilerin ölümü bile iktidarın enflasyon hedeflerine çare olmayacaktır.

Çok açıktır ki Merkez Bankası’nın yıllık enflasyon tahmini, yılın ilk yarısında TÜİK enflasyon verilerine göre bile aşılacaktır. Emeklilerin ve emekçilerin kayıpları daha da dayanılmaz boyutlara varmaktadır. Savaş bahanesine kimse sığınmasın. İktidarın Ortadoğu’da savaşı öngörmüş olmadığını düşünmüyoruz. Bu durumda önlem almamış olmasının faturasını kabul etmiyoruz. Savaşın olduğu ülkelerde bile hayat pahalılığı ülkemizdeki kadar yoktur.

Bu aylıklarla yaşanmaz. İktidar önlem almalıdır. Acilen her emekli aylığına ilave olarak 20.000 lira seyyanen zam olur veya hazine yardımı olur, önleyici tedbir alınmalıdır. Daha sonra, yani temmuz ayında emeklilerin ve emeği ile geçinenlerin sorunlarına gerçekçi çözümler üretilmelidir.

Ayrıca emeklilerin sendika hakkı tanınmalı, önündeki engeller kaldırılmalıdır. İşçi, BAĞ-KUR’lu emeklilerin aylıkları canı istediğinde kanun değişiklikleri yaparak sadece iktidarın tek taraflı tasarrufu ile, memur emeklilerinin aylıkları ise memur sendikaları ile yapılan toplu görüşmelerde belirleniyor. Ancak emekliler bu masada temsil edilmiyor. Artık emeklilerin talepleri görmezden gelinemez. Anayasanın 90. maddesinde belirtilen uluslararası sözleşmelerden doğan sendika hakkının iç hukukta düzenlenmesi kaçınılmazdır.

Önümüzde bayram var. Kanun gereği verilecek olan bayram ikramiyeleri anlamsız hale gelmiştir. Bayram ikramiyelerinin asgari ücret düzeyine çıkarılması talebimizdir. En düşük emekli aylığı, en düşük memur aylığına eşitlenerek kademelendirilmelidir. İntibak yasası çıkarılmalı, EYT’lilerin hak kaybı giderilmelidir. Sağlık kolay erişilir olmalı ve sağlıkta katkı payları kaldırılmalıdır.

Bütün bu hak kayıplarının giderilmesinin çözümü, 5510 sayılı kanunun kaldırılıp sosyal tarafların ve ilgili bilim insanlarının uzlaşısıyla yeni bir emekli yasası çıkarılmasıdır.

Bizim ve tüm emekçilerin insanca bir yaşama kavuşmasının yolu mevcut iktidarla olmayacağı çok açıktır. 24. yılına girmiş bir iktidarın ülkeyi getirdiği nokta; var olan demokratik hakların giderek yok edildiği, seçimlerin anlamsızlaştığı ve yoksulluğun çekilmez boyuta erdiği bir rejim krizidir. Bu krizden çıkış ancak ve ancak bu çağ dışı rejimin değişmesi ile mümkündür.

Mevcut gerçeklikten yola çıkarak bütün emeklilere çağrımızdır: bütün emekliler birleşmeye açık olmalıdır. Ya tek bir çatı altında ya da güç birliğini sağlayacak bir formül etrafında buluşulmasını öneriyoruz.

Bu da yetmez. Tüm emekçiler, demokratlar, devrimciler, kadın örgütleri, gençler, çevre ve iklim adaleti isteyenler; özetle bu rejimin tüm mağdurları, ayrıştığımız değil ortaklaştığımız paydaları öne çıkarıp barışçıl, birleşik, demokratik ve meşru bir muhalefeti örme zamanıdır. Bu konu ciddi şekilde ele alınmalıdır. Yarın çok geç olmadan herkesi sorumluluk almaya çağırıyoruz.

Sevgili arkadaşlar, hemen yanı başımızda çoluk çocuk demeden katliamlar yapılıyor. ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da yürüttüğü emperyalist savaşa karşı enternasyonalist dayanışma gösterme zamanıdır. Dayanışmamız Ortadoğu’daki otoriter, cihadist ve molla rejimlerinin sürmesi için değil; halkların kardeşliği ve eşitliği için, kendi kaderlerini tayin edebilmeleri içindir. Yeri geldiğinde din kardeşliğinden söz eden körfez ülkelerinin iki yüzlülüğü, ABD ve İsrail’e nasıl yedeklendiği unutulmamalı ve ders çıkarılmalıdır. Hep birlikte “ABD, elini Ortadoğu’dan çek” deme zamanıdır.

Muhabir: Serpil Yazıcı